Akça - Ağcalılar
Algu
Arıca
Bilici
Ünal ve Boyraz
Demir
Doğan
Ekici  ve Yıldız
Erdoğan - Yılmaz
Ergül
Görgülü - Göktaş
Güngör
İnce Arif :
İnce ve - Şimşek (Ağcalılar)
Kavak
Karasungur
Kocaer
Korkmaz
Seçkin -/- Köken
Serçe
Veli Şahin - Ağcalılar
Şahin Şevket - Ziya Şahin
Taşkın
Tunç
Uğur
Bölğedeki  diğer  yerleşim yerleri :
Acerkıraç yerleşim yeri :
Acıpınar Mevkindeki yerleşim yeri :
İn mevkisindeki eski yerleşim yeri :
Fotoğraflarla Burunören
Eski konutlar - Evler
Sonradan yapılan konutlar 
ADI  ÖREN 'de  OLSA , VİRAN' da  OLSA  NE  FARK  EDER,  O   KÖY   BİZİM   KÖYÜMÜZDÜR.....  !

                      
 

 Burunören köyünün (Köroğlu Tepesinden) Üçtepe' den  çekilen bir fotografı .  Fotograf : Haydar Erdoğan

 
Köyün  Adı BURUNÖREN / BURUNVİRAN 
Bağlı  olduğu  İl Kayseri
Bağlı olduğu  İlçe Sarıoğlan
Köy halkının kökeni Oğuz'ların Bozok koluna bağlı Avşar ve Bayat boylarından
Köyde yaşayan  nüfus 68  - ( 2000 yılı Nüfus sayımında)
Köyün toplam  nüfusu  976
Kuruluş  Yılı 1722 - 23
Yüzölçümü 1200 - 1330 Hektar (yaklaşık olarak)
Köyün Muhtarı Hüseyin  Şahin 
Burunören köyü yerkürenin : Enlem : 39,14577  derece kuzey    Boylam : 35, 91178 derece doğu koordinatları üzerinde yer almaktadır.
 

BURUNVİRAN ( BURUNÖREN ) KÖYÜ HAKKINDA  :

 

Burunören köyü ilk olarak kesin olmamakla beraber 1722 - 23 yıllarında kurulmuş olup, bugün kü  tarihe göre  380  yıllık bir tarihe sahiptir. Köyün halkı araştırmacı  ve  eski  yazarlardan  Kaşgarlı  Mahmud, B. Reşided’din  ve  günümüz  araş- tırmacı yazarlarından Ali Yazıcıoğlunun listelerinde yer alan 24 Oğuz boyunun Bozoklar kolunun Ay Hanoğullarından, olup çevik ve avı seven ( Yani cüst u çâlâk ve ava düşkün, canavara ve kuşa hevesli ) anlamında, onkunu tavşan olan Avşar kollarından yani Oğuz’ların (Türkmen’lerin) Avşar olan Türkmen boylarındandır.

Burunören köyü  İşte bu boya  mensub bir grup Avşar  topluluğu 1300 yıllarında  Horasan’dan  göç  edip ilk önce bugünkü Suriye toprakları içinde yer alan Halep şehrine yakın Ham  ovasına  gelip  yerleşti. Fakat  geldikleri  bölgelerdeki iklim ve hava şartlarına alışmış olmalarından dolayı sıcak olan Haleb  bölğesi  onların  yaşaması  için  pek  uygun  gelmedi.  Ora- dan, Maraş’a ve çevresindeki yüksek yaylalara gidip gelerek uzun zaman yaşadılar. 15. yüzyılın  yarısında Kanuni  Sultan Süleyman’ın şerinden, zorunlu olarak göç ederek önce Elbistan’a ve Anteb’e orada uzun  yıllar  yaşadıktan  sonra  bugün kü Kayseri ili sınırları içindeki Sarıoğlan kazasına bağlı, sınırları;

Doğusunda Yahyalı  köyü
Batısında Kızılırmak  ve Kaleköy
Güneyinde Üzerlik  köyü
Kuzeyinde Karaözü   kasabası

ile çevrili alandaki araziye yerleşmiı  olan ;  Kuzey  Suriye’deki  Rakka’ya   yakın  Tell  Zivan  ve  Tell  Şammar  yöresindeki bucak veya Avşar alanı denilen yer ile Maraş bölgesinde Bucak  denilen bölgede Bucak  Avşar’ları  olarak  tanınan  Türk- men boylarından: Hamed uşakları olarak tanınan ; Göçer Ali oğulları  ve  Hamed  ile  sonradan  intikal eden Topal oğulları, Bin Hüseyin gibi sülalelerin katılımı ile inşâ ettikleri küçük bir yerleşim yerinin adıdır.

 Burunören köyünün ilk sakinleri Maraş bölğesinden intikal  eden  Hamed  uşağı  ve birbirleriyle  uzun  yıllar  yakın  ilişki- leri  olan Antep tarafından aynı gün ve tarihlerde yola çıkan  çevre aşiret  köylerin  ilk temelini atan sülâleler ile  bera ber gelmişlerdir. Bu kabileler daha öncede değindiğim gibi göç  edip  gelirlerken  yanlarında develeri  ve  çok  sayıda   küçük  baş  hayvanlarınıda  beraberinde  getirmişler.  Burunören’ e  gelmeden  önce  enson  bugün  Sarıoğlan’ a  bağlı,  Üzerlik  köyü ne  sınır  olan  Karahıdırlı  köyüne  kadar  gelip  geçici   olarak  oraya  konmuşlar.  Mevsimin  kış  olması  nedeni  ile orada bir kış geçiren sayıları 10  ile  15 (hane) aile  olan  bu  göçerlerin  amacı  gidecekleri belirli bir yer olmadığı için, her zamanki gibi oradan hareket edip kendileri için uygun bir yer buluncaya kadar göç etmeye devam etmektir.

Hamed  Uşakları  Karahıdırlı  köyünde  geçici  olarak  konaklamayı  düşünürlerken  tahminen 40 – 50 yıl  orada  kalıp  yaşamışlar. Bugün orada  Karahıdırl’ lıların  Kızılbaş  mezarlığı  dedikleri   bizim aşirettin  ve  Hamed  Uşaklarına  aittir. Mezarlığın  büyük  ve  mezar  sayısının fazla  olması,  aşiretin  orada  fazla  ikamet  edip  yaşadıklarını  göstermektedir. Oradan  göç  etmelerinin nedeni  ise  ticaret  yolu  üzerindeki  Lalebelini  mekan  tutan  genellikle  Pınarbaşı  ve  Bünyan Avşar' larının  aynı  mezhepten olan Tuzhisar ve  Palas’ da yaşayan Avşar’lar ile birleşerek sık sık geceleri baskın  yapıp  Bucak  Avşar' larının  mallarına  zarar  vermelerinden  dolayıdır. Artık oralarda  kendileri  için  yaşamın  kalmadığını anlayan  aşiret,  Karahıdır’lı  (Karahıyat)   köyünden  bir  ilkbahar  sabahı  hareket ettikleri  gün  aylarca  beraber  kader  birliği   yapmış  olan  bu   ailelerin  artık ayrılma  günleride  gelmiş  olur. İşte 20 - 30 hanelik  bu göç,  yerinde kuru  otlardan  ve  kuru  topraktan  başka  hiç  bir şeyi  olmayan, bugün kü köyün üzerinden geçip, göç halinde yollarına  devam  etmişler. Fakat  göçten bazı kadınlar ve çocuklar yorulmuş. Bunun üzerine konaklayıp biraz dinlendikten  sonra  yola  devam  etmek  için  konalğa  denilen  yere  göçlerini  yıkmışlar. Orası bugün Bent ile Büyükada ( çücüklü ada ) arasındaki geniş ve yeşil alandır.

Türkmen’lerin, Avşar’ların ve  Yörük’lerin Konalğa - Beğdili boylarından olan yakın köy komşumuz Karaözü’lülerin  Culâp veya colap  dedikleri  bu  geçici  olarak  dinlenmek  için   kondukları  Konalğa denilen yer  çok  hoşlarına  gitmiş. Bu  yer bugün tarla olarak Süleyman ağanın uğağının ( Eyüp ve Çerkez Görgülü’nün ) mülkîyetindedir. (Konalğa olarak bilinen bu tarla yüzünden Yahyalı köyü ile 1950 ve 60 lı yıllarda uzun zaman döğüşler olmuş, bu yüzden açılan  mahkemeler  yakın güne kadar devam etmiştir.)

Bu meralar alabildiği yere kadar bomboştur. Ayrıca konalganın Kızılırmak ve bizim Sarıoğlan  suyu  dediğimiz  Kesdoğan çayının hemen  yakınında  olması  oranın  değerini  artırmaktaydı. Suyun  etki si  ve  arazinin  düzlüğü  nedeniyle  merada çayırlar, otlar diz boyu büyümüş ve develerin çok sevdiği kanğal dikenleri ( Karaözü’lüler deve genirden demektedirler. ) ise, deve meraklısı olup; geçimleri develeri ile yaptıkları nakliyata bağlı, Hamed  Uşağını  çok sevindirmiş.  Diğer taraftan yörede kendilerinden başka buralara karışacak  müdahale  edecek  Yahyalı  köyünde   yaşayan  bir  kaç  Ermeni aileden  başka  kimsede  yoktur.O neden le  bölğe  hem  kendi  yaşamları, hemde  yaşamlarının  vazgeçilmez  doğal  bir  parçası olan  hayvan bakım ve  otlatmak için  ideal  gelmiştir.

Hamed  Uşağı çadırlarını kurup bir gün orada geceledikten sonra, ertesi gün sabah vakti bölğenin güzelliğininide gören kabile büyüğü kendi  aralarında konuşarak  oraya  yerleşmek  için  karar almış. Fakat kendileriyle gelen diğer  sülâleler oraların kendilerininde yerleşmesi halinde yetmiyeceğini düşünerek oradan göçüp, bugünkü Karpınar, İğdeli, Yerlikuyu  ve  Körkuyu  köylerinin  yerlerine konup bu  köylerin  temellerini  atmışlar.  Diğer taraftan Hamed  uşağı  sadece  hayvan- larını düşünerek  verdikleri  kesin  bir  yerleşme kararından üç ay sonra ne  yazık ki  hiç  bekleyip, düşünemedikleri   bir doğa olayı  ile karşılaşırlar. Kızılırmak  ve Sarıoğlan  suyunun  taşmaması  ile ev  olarak  kullandıkları  kıl  çadırlarının  sel suları  altında  kalacağı  hesabını  takii, çadırlarını  sel  basıp, çok  sayıda  keçi   ve  koyunlarının  sel sularına kapılıp telef olmasına kadar yapamazlar.

Hamed uşağı üç ay kadar Konalada denilen  yerde  konakladıktan sonra, akıllarına  bölğede  sel  sularının  çıkamıyacağı, yerleşmek  için  uygun bir  yer aramak  gelir. Arayış  içine  giren  Hamed  uşağı, Kızılırmak  suları  içine  doğru  uzanmış burun şeklindeki yere, yani  bugün  Burunören  köyü  denilen  yerde  yerleşmenin  en  uygun  olacağı  kararına  varmışlar.
hatta kabîleden bazıları, daha önceden yerleşim yeri olup, terk edilen bugün  bizim Acerkıraç  dediğimiz  yere  yer leşme- yi ister. Fakat harabe  şeklindeki  yıkıntıları  gören  bazıları " Eğer  burası yurt  olsaydı  burada  yaşamış  şu  evlerin,  barkların  sahiplerine  olurdu.  Bakın " ören " olmuş, her taraf  yıkık, buradan  hayır "  gelmez  deyip  oraya   yerleşmekten  vaz  geçirmişler  fakat ;  köyün  ören   yerine  kurulmamasına  rağmen  adının  sonuna  yinede  ören  eki   eklenerek, köyün adına Burundaki ören anlamında
Burunören adı verilmiştir.   Daha sonra bugün kü  köyün yerine gelip Hamed Uşağı ilk kazmayı tarihi tam kesin olmamakla beraber 1722 - 23 yıllarında  vurmuşlar. Çadırlara veda ederek Güneydoğuda yaşayan  yerleşik halkın  imar  yapı  sistemini    kullanarak,  kerpiçten  yaptıkları  bir kaç evden sonra, geçen  zaman  içerisinde  nüfus sayısı  arttıkca  çoğalıp bir köy olmuşlar.

Duyum ve  ifâdelerden elde ettiğim  bu  yerleşme  olayında,  köy  ilk  kuruldugu  zaman  kimse yoktu  ibaresini  kullandım. Çünkü köyde yaşlı olan  kimden sordum ise, onlarda babalarından  veya  dedelerinden  duyumlarına göre  onlarcada yok. Fakat 1918 - 45 li yıllara kadar Burunören’de  yıllarca  köylü  ile kardeş  gibi  beraberce  yaşayan Ermeni  ailelerin  olduğu herkesce  bilinen  bir  gerçek.  Bugün  Hurşit  Dogan’ ın  evinin  olduğu   yerde " Tırtat  ",  Haydar  Erdoğan’ın  evinin  ve  Arif İnce’ nin odasının olduğu   yerde " Kirkor "  ve  Maçaoğullarının  yani  İsmail’ in evinin (İsmail Uğur’un ) olduğu yer  burası bugün Mustafa  İnce’nin  evinin olduğu yerdir ki " Agop " adlarındaki   Ermeni’lerin  evinin  yeri olarak  bilinir  ve bugünkü  yerinde olan  binalar,  onların  evlerinin  yanına  inşa  edilmiş  ve  onların  torunları  1940  yıllarına  kadar  köyde  yaşamışlar, daha  sonra  İstanbul’ a  göç  edip  gitmişlerdir. Hanği  yıllardan  beri  Burunören’de  yaşamış  oldukları  belli olmayan, bu ailelerin çocukları  ve  torunları,  gelecekteki yaşam ve dünya düzenini daha o yıllarda  anlamış olacaklar ki,  köylü   ile  huzur  içinde  yaşarlarken,  Burunören’ liyim  diyen  bu aileler gönüllü olarak Istanbul’a göç edip gitmiş ,  orada iş güç sahibi olmuşlardır.

Burunören köyünün Tapu Kadostro  Planı                                                                 

 


 

<< BAŞA DÖN >> :