 |
|
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
 |
|
KÖYÜN ADI NEDEN BURUNÖREN .. ? |
|
|
|
Burunören adının kelime anlamını iyi
anlamak için, önce bitişik olan iki kelimenin ayrı ayrı anlamlarına
bakmak lazım. O
zaman gerçek anlamı daha iyi anlaşılır. Bu
iki kelimenin bir araya gelmesiyle oluşan ve öztürkçe olan Burun ve Ören kelimelerinin ortak adıdır. Burun kelimesi
herne
kadar canlıların koku olma organı olarak bilinsede, burada kara
parçalarının akarsu ve denizlere olan girintilerine verilen ad
anlamındadır. Viran kelimesinin Türkçe anlamı ise, ören olmuş , yıkılmış ve harabe
anlamındadır. Bu iki kelimenin ortak anlamı ise;
Kızılırmak içine doğru uzayan kara parçası üzerinde kurulmuş ve ören kalmış bir
köy anlamında- dır. Burunören’de yaşayan köy halkının dedeleri buraya gelip yerleştkleri
zaman bugünkü köyün yeri için değil, bu adı ve benzet- meyi köyün yukarısında
bulunan Acerkıraç mevkindeki eski harabe
ve yıkıntı köy için söylemişler. Bugün
kü köy ile bu eski yerleşim yeri arasında ise takriben sekiz yüz metre mesafe vardır. Yani oradan aşağıya Kızılırmağ’a yakın
bir yere yerleşmişler. Önceki tarihlerde bu yerleşim yerinde yaşamış millet
ve toplumların buralara ne isim verdiğini, bundan önceki adını bilmiyoruz. Eski kayıt ve arşivlerdede rastlanmadı. Tek bilinen Cumhuriyet öncesi Osmanlı devleti zamanındaki
kayıtlarda Burunören köyü’- nün adının
Burunveren ve Burunviran olarakta geçtiğidir.
Osmanlı Devletinin 1530 yılında yaptırdığı tahrir defterlerinde Anadolu topraklarında bilhâssa Yörük
ve bir kısım Avşar topluluk- larının ikâmet ettikleri sayılamıyacak kadar küçük yerleşim yerlerinin adının “ viran „ veya “ören „ olarak sıkça geçtiği görülmek-
tedir. Bunların başında genellikle Çukurova bölğesi, Maraş, Amasya, Çorum ve
Bozok sancakları ( Livaları ) bunların
başda gel- mektedir. Buradan şu anlâmı çıkartmak gerekiyor. Aynı bölğelerde yaşamış bu insanlar her nere gittilerse sürüp gelen
alışkınlık- larından dolayı ; o bölğenin coğrafi
yapısına göre Karacaviran, Depecikviran, Alınviran, Belviran, Kesmeviran, Kızılören
ve Hãcı- larviran gibi isimler vermişler. Bugün Yozgat iline bağlı Burunören adında bir köy
daha vardır. Diğer taraftan asıl ilğinç
yanı ise; içinde yaşayan çoklarının
bilmediği ve başka yörelerde Karpınar,
İğdeli, Yerlikuyu, Körkuyu, Kaleköy,
Karaözü ve Burunören köyününde içinde olduğu
yedi aşiretin zamanla konup bugün
yaşamakta olduğu bölğeye yukarıdaki düşünce ve savı doğrular nitelikte olarak
«
Avşar Alanı »
denilmesidir.
Sadece eski kuşaklarca ve genellikle aynı yıllarda
Corum Alaca ve köyleri ile (Bozok)
Yozgat’ın bir çok köylerindeki
Türkmen köylülerince bilinen bu isim ne yazıkki 1960 yılından
önce köyde dünyaya gelmiş olsalar dahi, bugün hemen
hiç kimse ne kendi- lerinin bir Avşar, nede köylerinin bir Avşar köyü olduğunu bilmemektedirler. Bildikleri
tek şey Karaözü’lü komşularımızın
yaptık- ları şakalardan dolayı kendilerini aslında aynı anlama gelen
Türkmen olarak tanımalarıdır. Yaşlı
insanların anlatımlarından köy halkından bazıları köyün içecek suyunun olmamasından
dolayıda köye Burunören adı verildiğini söyleselerde bu sav gerçekleri yansıtmamaktadır.
Çünkü köyün kuruluşuna karar veren ilk kuşak, içme suyunu sorun olarak görmemişler vede o
zaman yerle- şip yaşayan insan sayısıda azdır. Eğer o günlerde su sorun olsaydı ; zaten bütün
köylerin boş olduğu o yıllarda
başka yörelere gider ve oralara yerleşirlerdi. Buradanda
anlaşılıyor ki köye verilen Burunören
adının susuzlukla hiç bir ilğisi
yoktur.
Doğup büyüdüğümüz Burunören köyünün
ören (viran) kaldığını hemen
her yaşlı kadın ve erkekten
dinleyerek büyüdük vede görüp şahit olduk. İlk olarak bir kaç hane olarak gelip yerleşen bu köy; aşama aşama önce mezra daha sonra, artan nüfusuyla bir zaman sonra köy olmuş.Fakat ülkede bitmek, tükenmek
bilmeyen savaşlar nedeniyle zaman içerisinde
genellikle erkek nüfus yok olup gitmiş. 97 harbi olarak bildiğimiz Osmanlı - Rus savaşı sonrasındaki onu takip eden yıllarda
erkeklerin ; Yemen, Filistin, Fas, Trabulus Garp savaşlarında ve arkasından başlayan Kurtuluş savaşı nedeniyle seferberlikte hepsinin şehit olup, çephelerde kalmasından
dolayı, gerçektende hepsinin ocağı
“ Kör„ köyleride
“
Ören„
olmuş. Bu yetmiyormuş gibi bir de
bunların üzerine eklenen çaresi bulunamıyan bulaşıcı hastalıklardan
ölen kadın ve çocuklardan dolayı
köyün nüfusu hızla azalmıştır.
1925 yılına kadar son elli - altmış yıl içerisinde Burunören köyünde yaşayan insanların çeşitli nedenlerden dolayı azalmasıyla, çok sayıda hane (ev) sahipsizlik nedeniyle
yıkılıp adına uygun olarak
ören olmuş; savaş sonrası
Burunören çoğunluğu; kadın
ve çocuk lardan oluşan kimsesizler, boynu bükükler
ve çaresizlerin beraberce yaşamaya
mecbur olduğu bir köy haline gelmiştir. Tarlasında,
bağında, bahçesinde yaşlı erkek, dul kadın ve öksüz çocukların karınlarını doyurabilmek, yaşamak için anası, bacısı ve küçük kardeşleriyle beraber
yıllarca mücadele etmişlerdir. Daha
sonraki yıllarda dullar beldesi haline gelip,
azalan nüfus nedeniyle bol tarla ve arazilere sahip olan Burunören köyü,peşi peşine devam
eden savaşlardan kurtulup gelen veya
savaştan firar edip kaçıp gelen yakın
köylerdeki erkekler tarafından, babalarından kalan malları üzerinde ziraat etmek, o mülklere sahip olmak için akına uğramıştır. Bunların hepsi köylerini
terk ederek evlilik yapıp içgüveği olarak evlendikleri
dul kadınların babala- rından veya kocalarından kalan Burunören’deki evlerine yerleşmişler. Bu evlilikler sonuncu 1960 lı yılların
başlarına kadar çoğa- lan nüfus nedeniyle yapılan bir ilkokul kafi
gelmemiş, köyün
çocukları ek sınıflarda veya
boş köy evlerinde öğrenim
görmeye mecbur olmuştu.
Burunören köyü savaş sonrası ençok nüfusu 1965 yılında
barındırmıştır. Nüfus sayımına göre 397 kişi olan bu
sayı , otuzbeş yıl sonra sadece 93 kişidir, fakat daha sonraki yıllarda Burunören köyü fakir halkın başka
yerlere iş bulup çalışmak için
köyü terk etmesi neticesinde ne yazıkki yine adına uygun bi r şekilde ören kimliğine bürünmüştür.
Hani bir atasözümüz varyaa....
'' KARGAYA YAVRUSU ŞAHİN GİBİDİR '' diye. Adı Ören' de olsa,
viran'da olsa orası bizim köyümüz.
Köye ilk
yerleşen kabileler :
|
|
 |
 |
 |
 |
|
 |