İĞDELİ   KÖYÜNE  HOŞ  GELDİNİZ  ..... !
 

      

 

İĞDELİ  KÖYÜ  HAKKINDA   :

 

Köyün adı                : İĞDELİ
Bağlı olduğu  İl        : Kayseri
Bağlı  olduğu  İlçe   : Sarıoğlan
Kökeni                     : Oğuz'ların  Bozok kolu Avşarları
Köyün  kuruluş yılı  : 1722 - 23
Köyün  Nüfusu        : 83  kişi  ( 2000 yılı nüfus sayımı )
Köyün  Muhtarı      : Baki   DEMİR

 

İĞDELİ  KÖYÜNÜ  OLUŞTURAN  KABİLELER 

Kabilenin  Adı  :

Kabileye mensup sülalelerin soyadları :

Başıbüyük' ler Demirel’ ler
Bektaşoğulları Özkan  ve Yalçın’ lar
Derviş' ler Tatar – Ceylan – Taşyürek ve  Yıldız’ lar
Haydar’lar Duman 
Karacuma’lar Uğur  ve Demir’ ler
Lökcü' ler Şahin’ ler
Mısıroğulları Kepuzlar, Güneş , ve Demirel’ler
Mülhüm Uşağı Ekici - Teksözler – Temel’ ler
Pıçı' lar Kaya  ve Polat’ lar
Ucuf ' ler Alkan

 

İĞDELİ  KÖYÜNÜN  KISA   TARİHİ :

Köyümüz  halkı,  Oğuz’ ların  (Türkmen’  lerin )  Bozok' lar  kolunun  Avşar ( Afşar)  boyundandır. Köyümüz  bugün kü  yerleşim  yerine  1957  yılında  yerleşmiştir. 1957  yılından   önce,  bugünkü yerleşim  merkezine  yaklaşık  olarak  800 -  1000  metre  uzaklıkta  kuzey - batı  tarafındaki  bir yamaca  oturmuştur. Zaman  zaman  kesilen  ağaçların  sebeb  olduğu  1956  yılındaki  heyelan yani  toprak  kayması  nedeniyle  bugün kü  kurulu  olduğu  yerine  gelip  yerleşmişlerdir.  Eski  yerleşmiş oldukları  yere  tahminen 1800  veya 1850 yılları  arasında  yerleşmişlerdir. Köyümüz- ün adının İğdeli olmasının  nedenleri  köyün  adı  neden  İğdeli  yine  kesin  olmamakla  beraber,  tahminlere  dayanarak,  büyük  bir  ihtimalle

1-) Tahmin edilen yıllar öncesinde Pınarbaşı (Aziziye) ilçesinin İğdeli köyünden geldiğinden dolayı.
2- ) Yine  tahmin  edilen  yıllar  öncesinde , önceki yerleştikleri yer orman içerisinde bir yerdir 

 

   Şahin Tatar  ( öğretmen)

ve  burada   ufak  bir  İğde  ağacı , ağacın yanında  az bir  su  vardır. Orada bu suyun olması nedeniyle de  orada  yerleşmelerinin   uygun  olacağı  düşünüp  oraya  yerleşmişler. Bu  nedenle  de  bu  yerleşim  yerine ; o  zamanki  mezraya  ( köye )  orada  yaşamış  olan  eski  iğdeli  köyünün  ataları  İğdeli   köyü   adını vermişler. O  tarihlerde  çevresindeki  yerleşim  merkezleri  (köyleri) Pınarba- şı’nın Aziziye’ ye bağlı  olduğu  nedeniyle   köyümüz de  Pınarbaşı’  na   bağlanmıştır. Aslında da  Pınarbaşı’  ndan    gelmişlerdir.  Köyümüz   İğdeli   Cumhuri- yetinin  ilânından  sonra   Sivas – Şarkışla  ve Gemerek idari merkezine  bağlanmıştır. Daha sonra 1968 yılından itibaren Kayseri  ilinin Sarıoğlan ilçesine bağlanmıştır. Bugün Sarıoğlan  ilçesine  bağlı  köyler  arasında  6  tane  Avşar köyü vardır. Bu köyler sırası ile şunlardır :

 1 -  Burunviran    2 -  İğdeli        3 -  Kaleköy          4 -  Karpınar        5 -  Körkuyu                6 .  Yelliburun

Bu 6 köye diğer çevre ve komşu köyler aşiretler veya 7  Bucak  Avşarı  derler.

Bu  altı Avşar  köylerinden  Yelliburun  köyü  ile  Körkuyu  köyü  1957   yılında  birleşerek  Yerlikuyu  köyü   ismini  almıştır.  Yukarı daki  isimleri  yazılı  köylere 7 Bucak Avşarı  denildiği  halde  buğün  burada  6  köy  vardır. 7 ci  obanın  yani  köyün  nereye  gittiği  bilinmiyor. Bucak Avşarları 1500 yıllarında ve daha önceki yıllarda Halep  yöresindek  yaşayan  kuzey  Suriye Avşar' larının  3. kolu  olan  Kut - Beği  Oğulları  Avşarlarındandır. Bu köylere yedi  Bucak Avşarı denilmesinin bir  kaç  sebebi  vardır. Bu  sebeblerinden  bazılarını  derlediğim kişilerden aldığım bilğilere daha doğrusu duyumlara  göre anlatmaya  çalışacağım.

1-) Bu Avşar grubunun, Haleb’in Bucak denilen yerleşim yerinden geldiklerinden dolayı;
2-) İkinci nedeni; Asi Irmagı’nın kuzeyinden geldiklerinden dolayı bilindiği gibi nehire yakın yerlere Bucak ismi verilir.

Yine derlediğim kişilerden aldığım bilğilere  göre; Yedi Bucak Avşar’  ları, Haleb  dolaylarında  ve  Asi  Irmağı’ nın  çevresinde  konar- göçer  hayat  geçirerek  yaşamlarını  sürdürmekte ve  hayvancılıkla  geçinmekteydiler. Yazın Haleb’in  yüksek ve yayla yerleri, kışın Asi Irmağı’nın kıyısı onların başlıca konaklama  yerleriydi.

Bu yedi oba yani yedi Bucak Avşar’ ları nın  Ebu  Seyf  isminde  bir reisleri  vardır. Bu reis  yiğit, cesur  ve  kalender bir şahıs. Bucak Avşarları çevresindeki  diğer  Oğuzlarla  ( Türkmen' lerle ) çok  iyi  anlaşır  ve  geçinirler. Bu  komşularıyla  iyi  geçinme ve  anlaşma Çaldıran Savaşından  sonra  1514 yılında sona  erer. Nedeni  de  mezhep   farklılığı  ve  bölğede  cereyan  eden  olaylar  nedeniyle  o zamanın politik yapısından  ve  7  oba  Bucak  Avşar’ ların   Alevî  olmasıdır. Başka  bir  tarif  ile  oradaki  sünnî  Türkmen’lerin  Yavuz Selimin, Şah İsmail’i Çaldıran savaşında yenmesi üzerine; Yavuz’un bunları destekleyerek şımartmış olmasındandır. Faruk Sümer’in  Oğuzlar ( Türkmenler)  kitabında Avşarların Aleviliğe daha  yakın görüşlü olduğunu  ve Avşarların  reisi  Nadir Şah’ın  Uzun Hasan’ a daha  yakın  olduğunu  yazıyor. Ayrıca  Kuzey   Suriye  Avşar' larının  reisi  Mansur  Bey 1505  tarihinde  Kızılbaş  tacını  giyerek Aleviliği  benimsemiştir. Bu neden le 7  oba  Bucak  Avşarları’da  diğer Avşar obaları  gibi  Aleviliği  benimsemiş  oluyor. 1514  yılındaki Çaldıran  savaşına  kadar  Kuzey Suriye avşarları arasında  hiç bir mezhep ayırımı yapmadan iyi geçinip gidiyorlardı.

Çaldıran seferinden sonra Türkmen ( Avşarlar) arasında geçimsizlik  başlıyor. Yavuz  Sultan  Selim  Mısır  seferine  giderken (Ridaniye savaşı 1517 de ) yolu Halep’den geçiyor. Yavuz  Selim’in  geldiğini   gören  ve  kendilerini  sünnî  olarak  benimseyen  Türkmen’ ler 7 Bucak avşarlarını Şah İsmail yanlıları  oldukları  gerekcesi  ile  şikayette  bulunuyorlar. Bunun  üzerine  Yavuz  Sultan  Selim  siz  hiç seslenmeyin, ben seferden döndüktan  sonra  hepsinide imha ederim diyor. Yavuz Selim’in Mısır’a gittiğini gören 7  Bucak  Avşar'la- rının  reisi  Ebu  Seyf   7  obadan 40  atlı  kuşandırıp  Yavuz  Selim’in huzuruna vararak Padişahım bizde Oğuzların  Bozok  kolunu  oluşturan  Avşar  boylarındanız. Emredin  40  atlımızla  ordunuza  karışıp  sefere gidelim demişlerse de Yavuz  Sultan  Selim onlara siz  geri  çadırlarınıza dönün, benim ordum bana kafidir diyor. Bunun üzerine Ebu Seyf obalarını toplayarak Yavuz  Selim sefer  dönüşünde  bizi  imha  eder.  Çünkü  komşularımız  bizi  padişaha  şikayet  etmişlerdir. Hemen diyarı Rum’a yani Anadolu’ ya gidelim diyerek Avşar’ları yaşadıkları yerden 1517 yılında alıp o bölgeden ayrılmışlar.

7 Bucak Avşarları oradan ayrılırlarken, Ebu Seyf kaçtıklarının fark edilmemesi için bir Plan  hazırlar. Bu  Plana  göre ; Ebu  Seyf,  her yerden kolaylıkla görüne bilecek  yüksek  bir  yere  herkesin  tanıdığı  kendi bindiği  atını bağlatır. Önüne bolca ot  ve maya kazanları ile su koydurur ardından hemen obasını toplayıp oradan  ayrılırlar. Olup  bitenden  haberleri  olmayan  çevrede  yaşayan  komşuları  Ebu  Seyf’ in  tepedeki  atını  görüp , Avşar’ lar  burada  duruyorlar  zannederler.  Aradan  8 -10  gün  geçtikten sonra  Ebu  Seyf’in  atı  görünmez olur. Varıp  baktıklarında ne gürsünler at açlıktan ölmüş Ebu Seyf ve obası  çoktan  oraları  terk  edip  kaçmışlar. İşte  o  tarihten  sonra  yani  1517  yılından  sonra  bizim  7  Bucak  Avşarı  Halep  yöresinden  ayrılarak  Anadolu’ nun  içlerine  gelmiş oluyorlar. Uzun  müddet  konar - göçer olarak  yaşıyorlar.  Yaz  mevsiminde  yayla  ve serin  yerlerde, kış  mevsiminde  ılık  yerlerde hayatlarını  sürdürüyorlar. En  çok  Osmaniye - Kadirli  yörelerinde  kalıyorlar. Yavuz  Selim  Ridaniye  Savaşından  dönüşünde  bizim  Avşarları  soruyor. Şikayet te  bulunanlar  kaçtıklarını  söylüyorlar. Yavuz  Selim  zamanında  ve  Selim  sonrasındaki   Padişahların dönemlerde de Avşar’lara ve Avşar olmayan  diğer Anadolu  Alevilerine  çok  baskılar  yapılıyor. Anadolu’nun  en  iyi  verimli  yerleri Alevilerde olduğu halde yerlerinden tedirgin edilerek kırsal yerlere ve dağlara sığınmak zorunda bırakılıyorlar.

Yedi Bucak Avşarları Toroslarda kuş  uçmayan yerlerde hayatlarını geçirmeye  başlıyorlar. Fakat bunlara  bitip  tükenmek bilmeyen baskılar yapmaya başladılar. Bunun üzerine 7 Bucak Avşar’ları  kendi  inanç  ve  görüşlerine  daha  yakın  olan  yerlere  gidip  oralara yerleşmeyi  düşünmüşler. İşte bu görüş  ve  düşüncelerden  birisde  Beğdili  aşiretine  mensup  Karaözü  köyünün   etrafına  toplanmaktır. Bunun için Pınarbaşı  ve Toros Dağları yöresinden ayrılırlar. Avşar’ lara  yapılan  baskı  ve zülümleri  asıl adı  Veli olan meşhur halk kahramanı  ve  şairi Dadaloğlu şiirlerinde daha iyi anlatır. Devlet vermiş  hakkımızda  fermanı  Ferman  Padişahın  dağlar  bizimdir. Gelelim  bizim  7  Bucak  Avşarlarına. Yukarıda  da  belirttiğim  gibi Karaözü köyü’nün etrafında toplanmaya karar verirler.

Körkuyu, Yerliburun, Karpınar, Burunviran  ve  Kaleköy  Avşarları  bugünkü  yerleşim  yerlerine gelirlerken, bizim köy yani İğdeli’ liler uzun müddet  bugünkü Tuzhisar kasabasına  yakın  olan Karahıdırlı  yöresinde çok  kalırlar. Fakat  orada  bir  düzen  bulamayınca  bugün kü yerleşim  yerine geçip  yerleşirler. Karahıdırlı’ da  yakın  zamana kadar  bizim  köyün   mezarlıkları   bulunmaktadır. Bu   arada  7  Bucak Avşar’ larından  bir oba  başka  yörelere gidiyor. Bugün  halen  nerede  olduğu  bilinmiyor. Ayrıca  Avşarlar’dan  bugünkü  yerine  en son gelen bizim İğdeli obasıdır. 

Yavuz Selim’den sonra gelen mezhep ayırımı Cumhuriyet dönemine kadar devam etmiştir. Tahminen 1700 yılına kadar Avşar’lar korkularından  olacak ki  daimi  yerleşim  yerleri  bulamıyorlar. Yerleşim  yeri  bulan  Avşar’lar da  baskılardan   korktuklarından  sünnileşiyorlardı.  Yani Anadolu topraklarında yaygın olan İmam Caferi mezhebini bırakıp, İmam  Hanefi  mezhebine geçip  İslam  inancını  onun  görüşlerine  göre  yorumlayıp  inanmaya  başladılar. İğdeli  köyünün  kuruluşu  ve  geldikleri  yerler hakkında  kendi  görüş  ve  düşüncelerine anlatan  emekli  öğretmen  sayın  Şahin  Tatar  kendi  yazdığı çok güzel  bir  şiiri  ile  kökenini  anlatmaya çalışmaktadır.

Behey Kardeş bizi  soysuz  sanmayın                 Orta Asya’dan gelip Meşhede konmuş
Şükür efendimin ihsanı vardır.                            Oğuz Türkü  ismini  oradan almış,
Ben aşkımı size izah eyleyim,                              Horasan iline neslini  yaymış
Orta Asya’dan gelen, neslimiz vardır.                 Isfahan’dan gelen, dervişim  vardır.

Avşar’larmış bir zamanlar bu yurtta                   Oturmuşlar oba, oba  dağlara
Kurmuşlar çadırlarını  Haleb  altına                    El açmamışlar asla düşmanlarına
Göç edip gelmişler Rum  diyarına                      
Dağılmışlar her birisi bir yana
Buralarda yatan  yatırım  vardır.                        
Bunları kurtaran  Kemal’ im vardır.

Ben Şahin, aslımı bilen kişiyim
Caferi mezhebimdir, hem Bektaşî’ yim
Horasan  Meşhedli  hem  Bucak’ lıyım
Derviş Cumî  gibi  neslimiz  vardır.


 Şiir  : Şahin Tatar -  ( Emekli Öğretmen )

Müzik Dalında  Tanınmış  İğdeli ' ler :

Adı Soyadı :   Müzik Dalı : 
Ali  Rıza  Özkan   Halk Müziği - çeşitli  
Haluk Özkan  Halk Müziği - çeşitli 
İsmail  Güneş   Aşıklama - Halk  Müziği  
Kadir  Tatar  Aşıklama - Halk  Müziği  
Şahin  Tatar   Aşıklama - Halk  Müziği  
Tanju  Duman Halk Müziği + Yönetmen - Yapımcı ve Aranjör
Hüseyin  Duman Türk  Halk  Müziği
 
 

TANJU  DUMAN :

Kayseri iline bağlı  Sarıoğlan ilçesinin  İğdeli  köyünde İsmail  Duman' ın Nahide ile evliliğinden dünyaya geldi. 


 
 

              Tanju  Duman

 
 

 

 

                             

       Almanya' da  müzik çalışmalarını  sürdüren  İğdeli  köyü  doğumlu  sanatcımız  TANJU  DUMAN  "  bir  sahnede  görülmektedir.   

 

 

 

İĞDELİ  KÖYÜNDEN  GÖRÜNTÜLER  /  FOTOĞRAFLAR  :

                        

 

                          

İğdeli   köyü  Konuk evi / Köy odası  :

                            

              

 

 

 İĞDELİ   KÖYÜNDEN  ARAMIZDAN  AYRILANLAR  /  KAYBETTİKLERİMİZ 

Adı  Soyadı    Baba /Anne adı D. Yeri ve tarihi Mesleği  Ölüm  Tarihi Defnedildiği  yer :
Elif  Yalçın Hanifi - Sultan Yerlikuyu.1921   2005 Kayseri
Nihat  Özkan   İğdeli   17. 08. 2004  
Hüseyin  Duman Himmet İğdeli   16. 06. 2004 İğdeli
Osman Yalçın   İğdeli   23.12.2003 İğdeli
Halil  Uğur Mustafa İğdeli   07.12.2003 İğdeli
Menduh  Ekici   İğdeli Polis (emekli ) 23. 10. 2003  
Haydar  Uğur   İğdeli   20 . 10 . 2003  
           

 

<< BAŞA DÖN >>