Semah Dönenler :
Köy Camisi :
Doğum ile ilğili inanmalar :
Ölüm ile ilğili inanmalar :
Gökyüzü ile ilgili inanmalar :
Günler ile ilğili inanmalar :
Hayvanlar ile ilğili inanmalar :
Bitkiler ile ilğili inanmalar :
Nazar ile ilğili inanmalar :
Kaynaklar
ESKİ  TÜRK  İNANÇLARINDA TÜRKLERİN  YARATILIŞ  VE TÖREMLERİ  :

 

Eski Türk inanç ve yaşamlarında Türk’lerin atasının bir bozkurt olduğuna inanılır ve kurt’u ata olarak tanıyıp ona Kurt ata derler. Bununla ilğili olarak çeşitli Türk ve Çin kaynaklardan elde edinilen efsanevi nitelikli günümüze kadar sürüp gelen söylentilere göre bir iki Bozkurt söylencesi şöyledir;

Göktürk destanlarında, Türkler dışarıdan gelen akın ve baskınlar karşında artık direnemez hale gelirler. Büyük  bir  kıyıma uğrarlar ve Türk soyu bitmek üzerezken annesi bozkurt olan bir genç kurt hayatta kalmayı başarır. Çünkü kurt oldugu için onu kimse yakalayıp öldüremez. Tek başına sağ kalan bu genç kurt, her yaz ve kış mevsiminde tanrıların kızları ile evlenir. Bu  kızlardan  olan  ilk  erkek  çocuğuna « Türk »  adını  verir. Bu  Türk’ün  on  çocuğu  olur  ve  o  on  çocuktan  birinin  adı
« Asena » yani bozkurttur. Efsaneye göre Türkler bu evlenmelerin çocukları olarak çoğalırlar.

İkinci efsanevi bir söylentiye görede; yukarıda  anlatılan baskınlarda  sağ kurtulan  ve  elleriyle  ayakları kesilmiş olan genç Türk’ü bu dişi kurt koruyup besler. Sonra yetişen genç delikanlı kurt ile evlenir. Bu evlilikten bugün kü Türklerin ataları olan çocuklar dünyaya gelir. Bu çocuklardan birisde Asena’dır. Yani bozkurttur. Asena herkesi  kendi  atasını  bilmesini ister  ve bunun için yaşadığı çadırın önüne bir direk  dikerek  üzerine  bir  kurt  kafası  koyar. Bu  kuru  kurt  kafası  böylece  ilk  Türk bayrağı olur.

Ergenekon destanındada yine Türk’lere yol gösteren ve onlara öncülük eden bir Bozkurt olur. O günkü Hanları « Börte Çene » diğer adı ile Bozkurttur. Bugün Kurt korkulan yırtıcı bir vahşi hayvan olarak  tanınsada eski Türk aile yapısında Kurt ( Ata ) olarak bilinmektedir. Uygur Türk’lerinin  yaratılış  destanında ise;  tanrı  yere  bir bozkurt olarak iner. Bu efsaneye görede bir Hakan’ın iki kızı vardır. Hakan çok güzel olan bu kızları insanlar ile evlendirmeyi  istemez. Ancak onların Göktanrı  ile evlene- bileceğini söyler. Fakat ne olur olmaz diye ülkesinin küzeyindeki yüksek bir dağın üzerine bir ev yaptırarak kızları bu eve kor ve onları kabul edip evlenmesi için Göktanrıya yalvarıp bıralıp gelir. Aradan iki üç yıl geçtikten sonra kızın annesi kızları geri getirmesi için Hakan’a söyler. Fakat Hakan kararlıdır getirmez. Bir yıl daha geçtikten sonra oraya yaşlı bir kurt gelir. Oraya kendine bir yuva yapıp gece gündüz tepeleri bekler ve oradan bir tarafa ayrılmaz. Kendilerinin Gök tanrıya adanıldıgını fakat onun yerine kurdun  geldiğini  gören  kızlardan küçüğü tanrının bu  olduğunu, gidip  onun ile  evleneceğini  söyler. Büyük  kız karşı çıksada gidip o kurt ile evlenir. Bu evlilikten Kaocho adlı Türk boylarının ataları doğar.

SAYILAR :
Türkler yaşamlarındaki bazı rastlantı ve benzetmeleri dikkate alarak bazı sayılar için çeşitli şekillerde yorum getirir ve kendilerine göre inanırlar. Bu sayılar üç , dört - beş - yedi - dokuz ve kırktır.


Üç sayısı :

Hazer denizinin kıyısında Gaokerena adında üç ayaklı eşekler vardır. Avcı Binegar hikâyesindeki sözü edilen geyikler üç ayakıdır. Şamanların törenlerde kullandıkları davullarının üzerinde yapılmış olan Pura adındaki koçlar üç boynuzludur. Oğuz’un oğullarından Dağ Han’ın yönetimindeki boyun Ongunu dikili üç çubuktur. Ölümden üçgün sonra yemek verilir.

Dört sayısı :

Göktürk’lerin ve Taoist’lerin dört yönü temsil eden tanrıları vardır. Şamanların giydikleri Manyak adındaki hırkanın kolunda dört çıngırak asılıdır. Abakan Türkleri din törenlerini dört kutsal kayın ağacının yanında yapmak için toplanırlar. At ilk defa cennetten çıkmıştır ve bu atların dört gözü vardır.

Beş sayısı :

Tuğla ve Selenga ırmaklarının birleştiği Kumlanço adındaki yerde bir fıstık ve birde kayın ağacı vardır. Bu iki ağaç beş çocuk doğurur. Yugur’ları kurban törenlerinde büyük tanrı adına dikilmiş üç çubuktan birinde beş şerit vardır ve bunlar Ongol Han’a aittir. Şamanların manyak adındaki hırkalarının sol kolunda beş çınğırak asılıdır.

Yedi sayısı :

Altay’lıların bie efsanesine göre Nuhun tufanının olacağını ilk olarak demir boynuzlu, demir yeleli bir keçi yedigün dolaşır ve şöyle der. Yedi gün zelzele oldu, yedi gün yerden ateş püskürdü, yedi gün yagmur yağdı, yedi gün fırtına ve yedi gün kar yağdı. Yine Nuh Peygamberin gemisini yapan yedi aziz kardeş vardır. Gökler ve denizler yedişer kattır. Altay’lılar göre ölü bir evden çıktıktan sonra Aldacı denilen kötü ruhlar evde kalır. Bunun için o evden yedi gün dışarıya eşya verilmez ve içeriyede alın maz. O ev yedi gün sonra temizlenir. Yedi gün sonra o eve girilir ve yine o evde yedigün sonra yemek verilir. Türk’lerde yedi başlı ejdarhalardan çok bahsedilir.

Dokuz sayısı :

Türk’lerin en büyük tanrılarından  biri  olan  Kara Han  dünyanın  tam  merkezine  dokuz dallı çam dikmiştir. Altay’lılar görede insanın iskeletinde; baş, bel, diz, topuk, ayak bileği, omuz, dirsek, avuç ve el bileği olmak üzere dokuz ek vardır. Şamanların davulunda tanrı Ülgen’in dokuz kızının  resmi var iken,  yine  üzerlerine  giydikleri  Manyak  adlı  hırkalarında  dokuz  çıngırak asılıdır. Şamanlara  göre  yer  altı  dokuz  tabakadır. Oğuz  destanında  görüldüğü  gibi  dokuz  Oğuz’ lardan  büyük  boylar türemiştir. Yakut’lara  göre gök  tanrılarının  sayısı dokuzdur. Altay’  lıların  bir  inancına  görede  kıyamet  zamanında  deniz dibinde bulunan dokuz çatallı karataş parçalanarak yerinden ayrılacak ve oradan demirden  ve  sarı  renkte  atlara  binmiş dokuz suvari etrafa saldıracaktır.

Kırk sayısı :
Türkler arasında en çok kullanılan sayıda budur. Bununla  ilğili  inanmalarda  şöyledir. Bazı  erdarhalar vardır ki onları hiç bir güç yenemez ve  ölmezler. Tılısımlı  oldugu  ve  tılısımı  bozulunca  öleceğine  inanılan  bu  ejdarhaların  kırk  günlük  bir uyku zamanı vardır. İşte bu uyku esnasında üzerinden kıl kopartılarak ateşte yakılan ejderhalar ölür.

Yine Türk destanlarında kırk sayısı sık sık geçer. Kırk  kızlar ve Manas  destabnında  olduğu  gibi  kırk  yiğitler  çokca geçer. Kırgız’ların türeyiş efsanelerinde de Sağan Han’ın bir kızı otuz dokuz hizmetcisi ile kırk kız bir gölün kenarına giderek sudan gebe kalmışlar. Oğuz’un verdiği şölende diktirdiği  sırııkların  boyu  kırk  kulaç  uzunlugundadır. Bundan  başka Türk’ lere  ait hikâye ve masallarda kırk gün, kırk gece düğünler, kırk haremiler ve kırk satır, kırk katır sözleri çok  geçer. Eski  Orta  Asya Türk’lerinin tanrıları, din ve inaçları hakkındaki bilğileri kısa kısa özetledikten sonra en son olarak  kabul  ettikleri  tek  tanrılı ve kitabı olan İslâmiyeti nasıl ve ne zaman kabul etiklerine dair çeşitli kaynaklardan edindiğim araştırma  ve  bilğileri  aktar- mak istiyorum. Yalınız  bu  konuya  girmeden  önce, Kenan  elleri  veya  Kenan diyarı  olarak  eskiden  beri dilimizde  söylene  gelen,  Arabistan   ve  Arap   halkının   İslâm  öncesi   yaşam   şekillerinden   başlayıp  Arap’ ların   müslümanlaştırılması   ve  İslâm  Peygamberi  Hz. Muhammed’in hayatı hakkında biraz söz etmek, yerinde olacak. Çünkü  hak dini  olarak  enjekte  edi- len  islâmı  kabul etmek, onlar içinde pek kolay olmamış , bu konuda diğer milletler gibi Araplar’da can ve mallarıyla ağır bedeller  ödemişlerdi.

İslamiyet ve Arabistan : Lütfen tıklayın.