Memur istatistikleri
Üniveristeli öğrencilerimiz
Doğum ile ilğili adetler
Ölüm ile ilğili Adetler :
Halk ilaçları :
HALAYLARIMIZ - FİiLİMLER
SAYA GEZMEK
Erişte Kesmek
Bulgur Kaynatmak
Yufka Ekmek Yapmak
Yarma Hazırlamak
Bag Bozmak
FARFANE OYNAMAK
Bahattin Tunç :
Eyüp Görgülü :
Halil Tunç :
Haydar Erdoğan
Hüseyin Ergül
Musa Şimşek ve Bektaş
Nergiz  Görgülü
Yakup Tunç :
SÖZCÜKLER :
DEYiMLER :
ATASÖZLERiMiZ
BiLMECELER :
 

DİL ve EDEBİYAT

Burunören köyünde yaşayan  köy halkının hepsi Türk kökenli olup, konuştukları dil öz Türk’cedir. Anadolu topraklarına sahip olan Selçuklu’lar Farscayı kullanmaya başlamışlar ve Osmanlı devleti zamanında ise İslâm dininin etkisi ile hızla Arapca  konuşulmaya  başlandı. Anadolu’ da  Arap  ve  Farsca  dillerin  hızla  yaygınlaşması  ile  ortaya  Türkçe karşımı, Arapca ve Farsca karışımı  Osmanlıca  olarak  diğer  batı  dillerinin  karışım ı ile  yeni bir dil  ortaya  çıktı. Onun içndir ki Anadoluda kurulan Selçuklu Türk devleti kuruşuşundan sonra resmi dilinin Farsa olduğunu ilân etmesi üzerine İranlılar yeni bir Fars – İran devleti kuruldu diye sevinip bayram etmişlerdir.

Buna karşın Karamanoğlu Mehmet Bey, çadırda dergâhta, Sarayda Türkçeden başka dil kullanılmayacağını halkına ilân ederken,  Aydın, Menteşe, Saruhan, Kastamonu Türkmen Beyleri de Türkçe konuşmanın yanısıra Türkçe eserler yazd- ırıyor  ve neşredilmiş  önemli  eserleride  türkçeye  tercüme  ettiriyordular. Buna  karşın, dedelerimiz  kesinlikle  kendi lisanlarını (dillerini) bırakıp, başka bir dil öğrenmek hevesine kapılmamışlardır. Arapca, Farsca ile karışık olan Osman- lı’canın  bağda, tarlada  ve  dağlarda  işlerine  yaramıyacagını  düşünmüşlerdir. Fakat  atalarının İslâmiyeti kabulü ilede Arapcadan bazı kelimelerin bugün konuştugumuz dilimize karışmasınada mani olamamışlardır.

Burunören köyüne ilk gelip yerleşen atalarımız, Burunören’e  iskân  etmeden,  önceki  yaşadıkları  yerlerde beraberce yaşadıkları insanların konuştukları farklı Türkçe ve Türkçe konuşurken kullandıkları şive ve lehçelerden çok azda olsa etkilendikleri  görülmektedir. Köyümüzün  yaşlı  olan  insanlarının  kullandıkları dil, hiç bir değişime uğramadan 1960 lı yıllara  kadar herkes  tarafındanda  kullanılmıştır. Cumhuriyettin  ilanından  sonra  Türkiye’de   başlatılan   milli  eğitim seferberliğine köyümüzde büyük ilği duyulmuştur. Fakat köyde okul olmadığı için  fazla  ilerleme olmamıştır. 1952 yılın- dan sonra köyde okuyup  yazması  olanlar  ile  okullara  gidenlerin  sayısının  artmasına  paralel  olarak, 1955 yıllarında Radyo ve 1970 yıllarında köyde Televizyonun hızla yayılmasıylada  konuştukları  dili  güncelleştirmeyi  bilmişlerdir. Diğer taraftan gönüllerinde yaşattıkları ve büyük ilği duydukları çok net Türkçe kullanan halk aşıklarından ve halk ozanların- dan,  Pir Sultan Abdal,  Karaca Oğlan,  Dadaloğlu,  Aşık Veysel  ve  Aşık Mahzunî  Şerif  gibi bir çok  kişilerin  sazlarının  etkileyici  seslerine  eşlik  eden , öztürkçe  olarak  söyledikleri   türkülerinden  faydalanmışlardır. Bugün  köyümüz  insan larının eskiye  nazaran  şive ve  lehçe farklarını ortadan kaldırıp bilhassa gençlerin çok güzel türkçe konuştukları görülmektedir.

Burunören ile çevresindeki Karpınar, İğdeli, Körkuyu, Kaleköy ve  Yerlikuyu  köylerinde konuşulan Türkçede kelimeler aynı anlam ve mana ile kullanılırken Osmanlı döneminde Yeni - İl sınırları içinde  yaşayan komşumuz Karaözü halkının şivesi ise dahada farklı ve değişiktir. Karaözü ile ilğili araştırmalar yapan Karaözü’ lü  araştırmacı  ve  yazarlar kitapla- rında, bizde Türkmeniz  deyip  kendi  geçmişlerini  irdeleme  arayışı  içine  girselerde;  konuştukları  türkceleri, örfleri, adetleri ve kendilerine has kültürleri ile Anadolu  topraklarında yaşayan insanlara yakın, misafir perver  ve  sıcakkanlı Türkmen’lerin hiç birine benzememektedirler. Bu  yönden kendilerini iyi teşhis etmiş olmalıdırlarki; zaten Karaözü’nün kendi halkıda bunun  bilincinde  olup, Osmanlı ağzı ile kendilerininde Türkmen olduklarını unutup, bizleri Türkmen diye bayağı kendilerince  küçük görme kompleksi içine girmektedirler. (Halbuki burada saymadığım diğer çevre köylerde yaşayan  insanlarda  aynı Türkmen  boylarından  olup,  aramızdaki  fark  konuşurken  bazı  kelimeleri  değişik  olarak kullanmaktır. Diğer yönleri ile aramızda herhenği bir fark yoktur.)

Burunören ve çevresi köylerinde konuşulan Türkçe’de sözcüklerin başlarına gelen “K „ harfi bu güne kadar “G „ harfi gibi söylene gelmiştir. Meselâ :

Kız            - Gız
Kamyon  - Gamyon
Kayseri   - Gayseri
Karpuz    - Garpuz
Kalem     - Galem
Kadı        - Gadı
Kara       - Gara

gibi söylenirken R harfinin yerinede I harfi kullanmışlardır.

Razıya     - Irazıya
Rakı         - Irakı
Radıo      - Iradıyo

gibi sözcüklerde olduğu gibi. Yalınız unutmamak gerekir, konuşurken cümlede kullanılan sözcüklerdeki harflerin, söylenişlerinin değişik olması, o kelimenin manasının değişeceği anlamına gelmez. Diğer taraftan kendine özğü bir konuşma biçimi olup Anadolu’nun diğer bölğelerinde Kayseri ağzı, veya Kayseri’li dili olarak tanınan ve güldürü ustalarının tiyatro sanat eserlerine konu olan ayrı bir özelliğide vardır. Birkaç örnek vermek gerekirse ;

Nörüyon .. ?             - Ne yapıyorsun ?
Nire gidiyon ..?       - Nereye gidiyorsun ?
Gadanı alıyım..
Abooo...!

gibi kurulan cümleler ve kullanılan cümlelerden birer örnektir. Türkçe konuşurken kullandığımız dil , Cumhuriyetten sonra Türk Dil Kurumunun düzenlemesi ile yapılanmasından sonra günümüzde genç nesil tarafından oldukca düzğün bir şekilde konuşulmaktadır. Her ne kadar değişik şekillerde konuşulsada anlam ve manaları gayet açık ve herkesin anlayacağı şekildedir. Ben burada Burunören ve çevre köylerde yaşayan insanların konuşurken kullandıkları deyim- lerden ve bugün artık kullanılmayan bazı manası sözcüklere değinmek istiyorum.