Memur İstatistikleri
Üniversitelerde okuyan  öğrencilerimizin  listesi :
Doğum ile ilğili adetler
Ölüm ile ilğili Adetler :
Halk ilaçları :
HALAYLARIMIZ - Filimler
SAYA GEZMEK
Erişte Kesmek
Bulgur Kaynatmak
Yufka Ekmek Yapmak
Yarma Hazırlamak
Bağ  Bozmak
FARFANE OYNAMAK
Bahattin Tunç :
Eyüp Görgülü :
Halil Tunç :
Haydar Erdoğan
Hüseyin Ergül
Musa Şimşek ve Bektaş
Nergiz  Görgülü
Yakup Tunç :
SÖZCÜKLER :
DEYiMLER :
ATASÖZLERiMiZ
BiLMECELER :
GELENEKLERİMİZDEN  DOLAYI  HERKES  BİLİR KİM  OLUDUĞUMUZU.. !

  Yerlikuyu köyünde  bir düğünden  görüntüler.        1986
 

EVLENME iLE iLGiLi ADETLER :

Evlilik bizim düşüncemiz ile bir sülâlenin bir soyun devamını sağlamak için yapıldığı için kabul edilip düşünülsede ( İnsan neslinin üreyip çoğalmasını sağlamak için), bu kutsal birlik ve birleşme olayı, aynı zamanda hakkın evrendeki var olan düzenin devamını sağlamak için bir kanunudur. Bunun adına tabiat kanunuda diyebiliriz. İnsan oğlu dünyaya ilk yaratıldığı zaman kendilerini ister istemez bu yasanın içinde bulmuştur.

İlk insan Adem ile Hava dünyanın ilk insanları ve atası olduğu gibi dünyada ilk evlenen ve evliliği tadan insanlardır. Onlardan doğup gelen bütün Adem oğulları (İnsan oğlu) hep bu gereksinmeleri belirli bir yaşa geldiklerinde kendilerinde, hakkşn insanlara olduğu gibi dünyadaki bütün canlı varlıklara olan doğal yasalarına, içlerinden gelen bir istek bir arzu ve şehvet ile mecbur kılmıştır. İlk insanların hanği yaşlarda, nasıl ve hanği adet ve gelenekleri ile evlendiklerini bilmemekle beraber, bugün bu  adet  dünyada  yaşayan  insanların  kendi  ülkelerinde kendi inançları ve kültür yapılarına göre çeşitli şekilde kutluyarak evlenme törenleri  yaparak  evlendiklerini  söylemek  doğru  olur. Orta Asya’da, Kafkas’larda ve Anadoluda yaşayan ve Avrupa’ya kadar uzanan Türk insanı arasındada çok azda olsa farklı şekillerde evlenme törenleri yapıldığı görülmektedir. Dilimizde bu törenin ve kutlamanın adı ' DÜĞÜN' dür. Ben bu sayfalarda yıllardır süre gelen ve atalarımız- dan bize devredilip günümüzde şehirlerde yaşayanlar tarafından biraz değişik şekillerde yapılsada, çevre aþiret köylerde ve Burunören’- de yapılan bir düğün töreni öncesinden başlayıp, bitimine kadar adet ve törelerimiz hakkında bilği vermek istiyorum. Bunun için düğüne kadar geçen bir kaç aşamadan bahsetmek gerekmektedir. Bunlardan ilki, bir kaç saat süren kısa bir zaman içerisinde istenecek kızı görüp, tanımak anlamındaki görücülüktür.

Görücülük :

Aile içinde genç, delikanlı evlenme yaşlarına gelmiş, bir genç oğlan varsa o ailenin gözü köyde elinin  işçiliği, cana  yakınlığı, sayğısı  ve karekteri iyi olma gibi vasıflara sahip olan, genç, güzel kızların üzerinde ve kulakları komşularından veya akrabalarından birinin vereceği bir tavsiyede olur, veya oğul larının görüp beğendiği bir kızı kendilerine bildirmeleride dikkate alınıp değerlendirilmeye alınır. Kendi istek- lerine uygun düşen bir kız buldukları zaman, o kız takibe alınır. Çeşmede bağda, tarlada her nerede görebilirlerse o kız ile konuşup, huyu- nu karakterini öğrenmeye çalışılır. Hatta bu iş için kendi akrabalarından veya çok iyi tanıdık ve güvendikleri bir kadın veya kız görevlendirilir.

Kızın istenilen vasıflara uyğun olması halinde, kıza durum anlatılır. Olumlu bir cevap vermesi veya sessiz kalması hatta, kızması halinde bile o kızın evine bir kaç kadın ile görmeye gidilir. Hatta şu söz aşirette ve Burunören köyündede çok söylenir. varın sorun o kıza söverse, gönlü bize Bu sözlerdende anlaşılacağı üzere kızın, gönlünün olup olmaması pek mühim değildir, ve evlilik üzerine söz verme ve kendi eşini kendisi seçme gibi bir hakkı yoktur. Kızı ve ailesini görmeye sadece kadınlar gider. Bu kadınlar yanlarına, başka kadınlarda alır. Çünkü o ailenin yanında giden kadınlarda görücü olup, orada olup bitenlere şahit olur ve aynı zamanda o kızın o aileye uygun olup olma- dığına onlar da karar verirler. Görücü olarak gittikleri kız evine önceden haber vermeden gitmiş olsalarda gelen aileden birisinin bekar oğlu olmasından, kızın ailesi onların görücü olarak geldiğini hemen anlarlar.


Selamlaşıp hal hatır sorduktan sonra evin kızından sıkca ( yumuş buyurup) isteklerde bulunulur ve kızın o işleri yaparken nasıl davranıp ne gibi hataları veya becerileri olduğunu anlamaya çalışırlar. Yapılan ikramlar ile yenilip içilirken bir taraftanda orada becerili ve hamarat davranan kız görücüler tarafından  beğenilip  uygun  görülürse, kendi  aralarında  işaretlerle  kızın iyi veya kötü oldugu birbirine bildirilir. Beğenildiği taktirde, orada kızın annesine üzeri kapalıda olsa kızlarını istemek için geleceklerini söyleyip oradan ayrılırlarken görücülük işide böylece bitirmiş olurlar. Bundan sonraki aşama kız istemek işidir. Yalınız kız istemek için gitme işlemine başlamadan önce bugün artık o görücülük gibi adetlerin, eski kuşakların hayallerinde bir hatıra (anı)olarak kaldığını vurgulamak istiyorum.

Görücülük usulü evlenmenin getirdikleri :

1960 lı yıllara kadar Burunören köyünde, birbirini seven ve aileleri a-rasındaki herhanği bir kırgınlık veya hüsumetten dolayı evlenmelerine izin veril miyecegine kannat getiren kız ve oğlanların anlaşarak kaçıp evlenmeleri haricinde;(Bu evliliği göze alan genç kız o aileye hainlik etiği için horlanır ve bütün sülâle tarafından sevilmez, hatta ölüsüne dahi gelmesine izin verimez.) ne yazıkki görücü üsulü ile istem dışı yapılan evlilikler olmuştur.

Genellikle genç erkeklerin istemleri üzerine yapılan bu evlilikler; aynı zamanda,  henüz  bulug  çağına  yeni  girmiş,  gençecik  kızların  ve oğlanların aralarında başlayan yeni aşk ve sevğileri ile hayaller kurup, ömür  boyu  sürecek  yaşamlarının  çerçevesini  beraberce  çizer- lerken, onların hayallerinde canlandırdıkları renkli bir yaşam istekleri hiç beklemedikleri bir günde, herhanği birisinin anne veya babasının bir baskasına söz vermesinin duyulması ile sona erdiği evliliklerdir.İki genç için bir yıkım olan bu kötü  ayrılık  haberi  karşısında bu  genç- lerin yapabilecekleri iki şey vardır. Birincisi adet ve töreleri hiçe sayarak kaçıp sevdikleri genç ile evlenmek, ( Bu seçenekte ise kaçan kız, aile ve sülale içerisinde küçümsenir ve sülalenin yüzünü kara çıkarttığı gerekçesi ile sevilmeyip, dışlanır.) ikincisi ise; kaderimdir deyip, istemediği bir kişi ile evlenmeye mecbur olmaktır.

Ana, baba hatırı için ikinci seçime mecbur olan kız veya oğlan, baba sı veya annesinin istemi üzerine, her ne kadar fiziki olarak bir evlilik yapılmış olsalarda; şu gerçekleri ne kendileri büyüklerine anlatabilmişler, nede o büyükler, yakın günümüze kadar kendi öz çocuklarının isteklerini kendilerinden sorup, dinleyip, onlara kendi gelecekleri ve ömür boyu sürecek bir beraberlik için söz söyleme hakkı  vermedik- leri gibi, onları anlamamış veya anlamak istememişler. Kendileride aynı duygu ve düşünceleri yaşamalarına rağmen, bu gaddar tutumla- rını  her ne adına olursa  olsun  bugüne  kadar  sürdüre  gelmişlerdir. Burada  geleceğin acı  faturası kötüde olsa, sadece iki genç körpe delikanlıya çıkmıştır..  Genç birbirini seven iki delikanlıya hiç sormadan; kızı hiç sevmediği belki tanımadığı birisine verirlerken, oğlanı ise annesinin veya babasının hoşuna giden başka bir kızı ile evlendirmişlerdir. Hatta çoğu zaman evlenen kız veya oğlan evlendikleri eşlerini sadece nişan takımında görmüştür. Dahası var. Çok delikanlı genç askerde iken kendilerine sormadan, tanımadığı bir kız ile nişanlandırıl- mış ve askerden terhis olup geldikten sonra, evleneçeği kızı ilk defa görmüşlerdir. Daha sonra düğünü yapılarak evlendirilmiştir.

Sevip bir biri ile evlenemeyen gençlerin ömür boyu unutamıyacakları tek şeyleri vardır. O da mazileridir. Bu gençlerin istemleri dışında yaptıkları bu evlilikler ne kadar sürerse sürsün, yaşadıkları eski anılarını gönüllerinin derinliklerine gömüp, eski anılarını ölene kadar beyinlerinden çıkartamazlar. Onlar gizlice buluştukları eski anılarına şahitlik eden ya.. bir yıkık duvar dibi, ya bir  ahır  veya  samanlık köşelerindeki o heyacanlı buluşma anıları ile eğer iyi saklayabildilerse  birbirine  yazdıkları  ilk  aşk  mektupları  anı olarak hep onların beyinlerindeki belleğinde ölene kadar devamlı yaşamıştır. Doğal yaşamın önemli bir parçası olan evlilik üremenin ve çoğalmanın aynı zamanda atılan bu adım ile geleceğin, doğacak nesillerinde temelini atmış olunur. İyi ve sağlam bir yuva oluşturmak için köyümüzdede yıllardır gürücülük üsulü ile evlenmeler düne kadar sürüp  gelmiştir. Bu gün  kabül  görmeyen  ve  karşı  çıkılan  görücülük  usulü  ile evlenmenin baş döndürücü bir hızla gelişen dünyada evliliğin hemen ardından beklenmeyen ve hoşa gitmeyen tırajedik gelişmelerin olduğu görünmektedir.


Burunören köyünde bugün anne ve babanın isteği veya bir başkasının hatırı, tavsiyesi ile evlikik yapana pek rastlanmamaktadır. Oğlan olsun kız olsun istemediği bir kişi ile evlenmemeyi rahatlıkla ailesi ile tartışabilmektedirler. Bazı iyi olmayan sonuçlar alınsada evlilikler günümüzde her gencin isteği üzerine gerçekleşir. Eskiden olduğu gibi genç kızların babadan veya anasından miras kalmış malları ve tarlalarına sahip olmak için yaşlı, birden fazla evli olan erkekler ile evlenmek mecburiyetinde olmadıkları gibi gönül verdiği oğlanın (genç delikanlının) kendisi ile evlenmek istemesi halinde bunu ailesine açıkca anlatmaktadır. 1960 yıllarına kadar köyde tartışması bile kabul görmeyen ve karşılığı nın şiddet olduğu o günlere nazaran bu gün köyde örnek bir demokratik aile yaşantısı vardır. Bugün köyümüzde görücü gitme gibi, o aile ile tanışmaya gitmeden başka ne bir adet ne bir usul vardır.

Dünür (düğür) gitmek - kız istemeye gitmek :

Oğlanın ailesi veya oğlanın kendisi tarafından beğenilen kızın ailesine haber gönderilerek misafir gideceklerini bildirirler. Kız tarafı eğer başka bir iş ile meşgul değillerse buyurup gelsinler der. Bu olumlu cevap üzerine oğlanın ailesi ve en yakın akraba ve dostları tarafından istenmek için gidilir. İlk baştan hal hatır sorulur çay kahve içilip sohbet ettikten sonra, önceden kendi aralarında seçtikleri birisi (buna düğürcü başı denir ) tarafından esas mevzuya girilir.

Allahın emri , Peyganberin kavli ile kızınız .......? ı oğlumuz .........? a istiyoruz der. Bu isteğe düğür olmak denir. Kızın ailesi daha önce düğür olunacağını sezmişler ise ılımlı bir hava oluşturup gayet serbest davranır. Düğür olan kişiler birden gelmiş ve istemişlerse biraz değişik tutum içine girebilirler. Ama nasıl gelirlerse gelsinler Allahın emri ile dedikten sonra kızın ailesi kısmetse <<Allah yazdı ise olur >> der. Yalınız bunun bir seferle olmayacagını ve kendi kızlarına ve akrabalarına bir sormaları gerektiğini söyleyip, düğürcüleri yolcu ederler. Bu arada ailesi kıza sorar, akrabalarına durumu anlatıp oğlan ve ailesinin nasıl bir yapı ve karektere sahip olduklarını araştırmalarını isterler. Eğer  uygun  görülür  ise aracılar  vasıtası  ile haber  gönderip  kızlarını  vermeye gönüllerinin olduğunu bildirirler. Bazende bir kaç sefer istemeye geldikten sonra kız verilir. ( Bu davranışlar Anadoluda olduğu gibi köyümüzdede kız tarafı nazlı ( gönüllü ) olur denilir ve normal olarak görülür.)

Sözkesme :

Söz kesme işi düğür gidip kızı ailesinden istedikten sonraki aşamadır. Bu aşamada oğlanın ailesi sadece kendi akrabaları veya çok sami- mi oldukları dostları ile organizeli bir şekilde hareket ederler. Bu adette yine  kadınlar  kendi aralarında  eğlence  yaparak  başlarlar. Daha sonra oğlan tarafından giden bir kadın gelin adayı kızı ortaya  çıkartıp  getirdikleri  hediyeleri  oradakilerin  huzurunda  verirler  ve  başına kınalı bir eşarp atılır. Bunun anlamı bu kız o ailenin oğluna  sözlenmiştir. Tatlı  yenilip, çay  ve  kahvenin  içildiği  bu  toplantıda oğlan ve  kız tarafı bir başka tarihte köyde herkesinde katılabileceği şerbet içmek için bir gün üzerinde anlaşarak ortadan dağılırlar.

Şerbet içme :

Şerbet içme işi söz kesimi bitmiş, evliliğin garanti altına alındığından ve hısımlık bağlarının atılmış olmasından sonraki aşamadır. Bundan sonra iki aile birbirine daha sıcak davranırlar. Şerbet içmek için genellikle akşamları bir araya gelinir. Burunören ve çevre aşiret köylerde haramlık selamlık gibi mistik bir inancda olmasada kadınlar ve erkekler o gün ayrı ayrı  odalarda  toplanırlar. Bunda  maksat  babasından, amcasından, dayısından veya diğer büyük erkeklerden çekinen, utangaç (utanan) genç  kız  ve  gelinlerinde  o  gün  rahatca  hareket edip gülüp oynamalarına olanak sağlamaktır. Erkekler kendi aralarında çay kahve içip sohbet ederken kadınlar kendi aralarında gülüp  oyna- maya devam eder.İlerleyen  saatlarda  günün konusu  olan  Şerbet  içme işine başlanılır. Bun işi için bir ara verip bir büyük bir kap içinde hazırlanmış içine kırmızı renkli ve şeker katılarak yapılan şerbeti, üzeri bir tülbent veya bez ile örtüp kız tarafından bir genç ortaya getirir. Bu genç yıllardır sürüp gelen adet üzerine şerbet kabının açılmadığını söyler.

Adet haline gelen ve şakalaşma ile başlayan bu aşamada, oğlanın babası yahut yakın akrabalarından birisi ortaya çağırılır. O kişiye şerbet kabının açılmadığını söylerler. O kişi şerbet kabını açtırmak için şerbet hazırlayıp getiren kişiye bahşişini vernek süretiyle şerbet kabını açtırır. Bu genç şerbeti oğlan tarafından bir tanesine teslim ettikten sonra kendisi çekilir. Önceden hazırlanmış olan şerbet bardaklara doldurulup ikram edilirken, diğer taraftanda getirilen lokum ve biskıvüler ikram edilir. Şerbet içen davetliler << Allah hayırlı uğurlu eylesin >> dedikten sonra biraz daha eğlenip dağılırlar. Bundan sonra iş nişana kalmıştır.

Nişan - (Yüzük taki töreni) :

Nişan dünyadaki bütün milletlerdeki din ve mezhep farklılığı olan insanlardada vardır. Köyümüzde nişan töreleri bir günlük bir kutlama ile yapılır. Davul zurna çalğıları ile başlatılan bu törende genellikle bütün masraflar oğlan tarafından başlatılsada ağırlıklı olarak kız tarafından karşılanır.Günün ilk saatlarında köyde oğlan ve kız evinin önünde davul zurna çalmaya başlar.

Yavaş yavaş düğüne hazırlanan genç kızlar ve genç erkekler halay çekip oynamak  için  oğlan  evinin  önünde toplanırlar. Öğleya  kadar eğlenen davetliler öğleden sonra toplanıp kız evine doğru yola çıkarlar. Kız evinde  toplanan  kız  tarafı  olarak  adlandırdığımız  kalabalık tarafından karşılanırlar. Kısa bir şakalaşmadan sonra oradada halay çekip eğlenmeye devam edilir. İkindi vakitlerine doğru nişan  vakti gelmiştir. Oğlan tarafı nişan için gelin olacak kıza aldıkları giysiler ve takılar ile nişan takmak için huzura çıkar. Nişanlılan  kız  ve  oğlan toplanan davetlilerin huzuruna çıkartılarak aralarında anlaştıkları birisini alınan nişan yüzüklerini takması için çağırılır. Kırmızı bir şerit ile ikisi bir birine bağlanmış olan bu yüzükler kızın ve oğlanın parmaklarına geçirilir. Bu kişi makas kesmiyor diye seslenir. Aldığı bahşiş ile tepsi üzerindeki makas ile kurdeleyi
Allah hayırlı uğurlu eylesin deyip mutluluklar diledikten sonra keser. Bunu  takiben  oğlanın  annesi, babasından başlamak süretiyle davetlilerden  herkes  çeşitli  hediyeler takar. Hediye  veren  kişiye “ darısı  senin  çocuklarıyın  başına „ dileklerinde bulunulurken bekar ise darısı “senin  başına „ denir. Takılardan  sonra  biraz  daha  eğlenen  davetliler  kız  tarafının verdiği yemekten sonra dağılırlar ve böylece nişan törenide sona erer. Ondan sonra gençlerin nişanlılık süresi başlamış olur. Eskiden bu süre iki üç yıl sürer iken şimdi üç veya altı ayı geçmemektedir.

DÜĞÜN :

Düğünden bir hafta önce kızın son giysi eksiklerin karşılamak  üzere kız evine  gidilir. Bu süreye  çamaşır kestirme süresi  denir. Bu  bulş- mada davet edilecek kimselere gönderilecek okuntular (davetiyeler) üzerinde konuşulup  beraberce  karar  verilir. Gönderilen  okuntular- dan başlıcaları  tülbent, basma, eşarp  ve  yaşlı  kadınları  başlarına attıkları bürğüdür. Dayı  veya  amcalara  elbise, gömlek  (miltan)  veya münasip gördükleri kendilerince makbul sayılan eşyaların  bir  listesi  hazırlanır  ve  kız  ve  oğlan  tarafı birlikte Kayseri’ye düğün hazırlığı yapmak için alış verişe giderler. Düğünden bir gün  önce  oğlan  sahibinin  isteği  üzerine  köylü oğlan evinde toplanmak üzere davet edilir. Oğlan babası bu davette bir çay kahve içildikten sonra düğünlerinin yarın başlayacağını ve  düğünü yönetecek düğün kayesini  ve  bayrak- tarının seçilmesini ister. Eğer daha önce  belirlenmemiş  ise  davetliler  orada  kendi  aralarından  düğünü  yönetecek  düğün kayesini  ve hizmet görecek kişileri seçerler.

Düğün genellikle cuma günleri başlatılır. Sabah gün doğmadan erken saatta oğlan evinin önünde akşamdan seçilen bayraktarın eşliğinde bir araya gelinir. Çünkü düğünün ilk başlanğıcı bayrak  dikme  adetidir. ( Burada  şunuda  belirtmeden  geçemiyeceğim. Türkler  bu  gibi toplantı ve şenliklerinde çadırla rının önüne dikdikleri direkler üzerine kendi ongunlarını takarlardı. Hatta kurt başını bile. Çünkü  bu  onlar için çok kutsal ve aynı zamanda bayraklarıydı.) Bayrak  dikmek  için  evin  duvarının dibine  kazılan  küçük  bir  çukurun  başında o ailenin ekonomik durumuna göre bir horoz veya bir davar kesilerek uc uc eklenmiş olan ince ağaçların (cerek) ucuna bağlanan  Türk bayrağı bir ayna, tozak ve bir elma bağlanarak davul zurna eşliğinde bayrak kaldırma işi yapılır. Kazılan  çukur içine dikilen bu bayraktan sonra kesi- len hayvanın kanı bu çukura akıtılıp üzeri kapatılarak dikilen direğin düşmemesi için sıkıca bağlanırken gençler üzerinde taşıdıkları taban- ca ve av tüfekleri ile dikilen o aynayı veya elmayı vurup düşürmeye çalışırlar. Vurmayı başaran kişiye oğlan tarafından bahşiş verilir. Davul ve zurnacı  köydeki  hatırı  sayılır ve yakın akrabalarının evinin önünde kısa aralıklarla bir fasıl geçip bahşiş aldıktan sonra yapılacak diğer işler için oğlanın evine gider. Daha  sonra  önceden  hazırlanan  okuntular (yeni adı ile davetiyeler) davul zurna eşliğinde düğün kayesi ve yanına aldığı bir kadın tarafından köye dağıtlır. Aynı gün aralarında seçtikleri gençler ile yakın köydeki iki tarafın akrabalarınada okuntular gönderilip düğüne davet edilir. Düğünün ilk gününde davetliler oğlanın evinin
önünde eğlenirler.Düğünün ikinci günü biraz daha coşkulu ve daha şen geçer. Düğüne gelecek olan diğer köydeki  davetlilerde (Sağmenler) bu  günde  gelirler. Düğün sahibi dışarıdan gelen davetlileri gözetlemek üzere bazı kişiler görevlendirir.

Düğün evine yaklaşan kişileri davul zurna ve bir gurup düğün sahibi karşılar. Eğer  kalabalık  bir gurup halinde gelmektelerse köye girme- den  karşılanır ve düğün  evine  kadar  davul zurna  eşliğinde  götürülür. Anane  ve geleneklerimize göre her evden bir kişi dışarıdan gelen misafirleri paylaşmak için orada olur. Davetlilerden bir veya bir kaçını her aile misafir olarak evine götürür. Düğünün ikinci günü dışarıdan gelen davetliler ile dahada canlanırken akşam eğlenceleri içinde hazırlıklar ve planlar yapılmaya başlar. Gelen  misafir  ve  köydeki  erkek sayısına göre köyde belirli evler toplantı ve eğlenmek için seçilip hazırlanır. Akşam olup hava kararınca herkes  misafiri  ile  kendileri  için ayrılan odalarda eğlenmek için giderlerken kadınlarda oğlan evinde toplanıp eğlenirler. Akşam  eğlencelerinde  genellikle odalarda  hazır- lanan mezeler ile içkiler içilir. Sazların çalınıp türkülerin söylendiği gecede davul zurna çaldırıp halay çekilip silahlar atılırken diğer  tarafta kadınlar tarafından kına yakma adetleri yerine getirilir.

Kına yakma :

Kına   yakma  düğünün ikinci günüdür. İkinci gün öğleye kadar oğlan evinin önünde devam  eden  düğün  merasimi  devetliler  ve  köylünün toplanıp bir araya gelmesi ile toplu halde kız evine doğru giderek başlar. Bu  törede düğün öncesi  gelin olacak  kız için düğünden bir hafta önce alınan giysileri, gelinliği  ve şeker,  fındık,  fıstık, ceviz  gibi  yiyecekler  bir  geniş  sini  (Metal geniş yayvan kap)  üzerine  konup  üzeri ürtüldükten sonra bir kadın  tarafından  iki  eli  ile  başının  üzerine alındıktan sonra kendisine eşlik eden kadınlar önde olmak, davul zurna eşliğinde çekilen halaylar ve oynanan oyunlar ile kız evine doğru hareket edilir. Kız  evinin  önünde  halaylara  biraz  devam  ettikten  sonra kadınlar kendi aralarında kına yakma adetini yerine getirmek için hazırlıklar yapar. Hazırlanan gelin olacak kız  bir gurup  kadın  tarafından başına attığı kırmızı tül ile evin önünde bekleyen diğer kadınların  içine  doğru  yavaş,  yavaş  getirilir. Bu esnada  kız  ile  gelen  kadınlar  ile dışarıda bekleyen kadınlar önlerine çıkarttıkları sesi güzel ve  dokunaklı sesi olan kadınlar eşliğinde karşılıkı olarak şu ezğileri söylerler.

Gıcılar gavak gıcılar                                   Gız  anası,  gız  anası                           Hopladı  geçti  eşiği                          Kağıt  içinde  gınası
Gavak değil oduncular                              Hani  bunun  öz  anası                         Sofrada  kaldı  kaşığı                       Sandık  içinde  balası
İşte geldi gınacılar                                     Öz  anası , gaynanası                           Büyük  evin  yakışığı                        Hani  bunun  öz  anası
Gız anam gınan (kınan) kutlu olsun       Gız anam kınan kutlu olsun                Gız  anam  kınan  kutlu  olsun       Gız  anam  gınan  kutlu  olsun

Arap atlar eşkin olur                                 Duz  gabını  duzsuz  goyan                 Ağ  güğümler  susuz  galdı             Gaba  ağaçlar, gaba  ağaçlar
Al çuhalar bişkin olur.                               Büyük  evi  işsiz  goyan                       Büyük  evler  işsiz  galdı                  Yun  yuduğum  yastı  daşlar
Anadan ayrılan guzu                                 Anasını  gızsız  goyan                          Gız  anası  gızsız  kaldı                      Hakkınızı  helal  edin
Ölmez ama şaşkın olur.                           İşte  geldim  gidiyorum                        İşte  goydum  gidiyorum                   Ben  gidiyom  çift  gardaşlar

Bahçenizde otmuyudum                          Gel  otur  anam  yanıma                      Anam  gızın  beş miyidi                     Ufacık  mercimek  ektim
Gapınızda  çöpmüyüdüm                         Başımı  goyam  goluna                       Birbirine  eş miyidi                              Şehir  yollarını  duttu
Bir yıl daha galsayıdım                             Bir  bu günlük  misafirim                    Attın  beni  gurbet  ele                        Gınamayın  eller  beni
Üsdünüze yükmüyüdüm.                         Bir  daha  gelmem  yanına                 Yüreklerin  taşmıyıdı.                         Anam  beni  tez  unuttu.

Damda ganğalın kurusu
Altında keklik sürüsü
Gınamayın eller beni
Buda ölümün yarısı.

Ezğilerin söylendiği anlarda genellikle kız tarafından bazılarının hüzünlü ağlamalarına rastlanır. Daha sonra bir araya gelen kadınlar ortaya bir sandalye getirip kızı sandalyenin etrafında üç sefer dolandırdıktan sonra sandalyeye oturturlar. Sıra  oğlan  evinden gelen sini içindeki kınanın yakımına gelmiştir. Bir tas içinde hazırlanmış kına  çok az  miktarda  kızın  boyun  kısmına  ve avcunun ortasına biraz sürüldükten sonra diğer kalanı orada bulunan genç kızların elinin içine, bekar erkeklerin anlına çok az miktarda çalarken Darısı  sizlere deyip  dilekler- de bulunurlar. Kadınlar ve gelinlerde kına çalarlar. Bunu  takiben sini  içinde getirilen  kızın  giysileri  herkesin  huzurunda  gösterilerek kız tarafına teslim edildikten sonra getirilen şeker, ceviz, fındık, fıstık gibi kuru yiyecekler kızın üzerinden olmak üzere  her  taraf  saçılır. Bun- ları toplamaya çalışan çocuklar orada sevinçli ve güzel tablolar oluşturur. Burada gündüz kına yakma işi  bitmiştir. Halay  çekmeye  başla- yan davetliler ve köylü yemek yemek için kız tarafından yemeğe buyur edilir. Yemek sonrasıda kız evindeki  eğlence devam eder ve çalğı- cılar o gün orada kalır. Bundan sonra sıra gece kınası yakmaya gelmiştir.

Gece kınası :

Düğünün ikinci günü olan gece kınasında yine köydeki kadınlar kız  evinde  toplanır. Bir tas  içindeki  hazırlanmış  kına  orada  tekrar  azar, azar eller içine çalınır. Karşılıklı olarak ezğiler söyledikten  sonra sıra gülüp oynamaya gelir.Orada kendi aralarında teft çalar ve geç vakit- lere kadar kendi aralarında eğlendikten sonra dağılırlar. Kadınların evlerine dağılması ile kız tarafından bir kaç  kadın  kıza  banyo  yaptırır. Daha sonra tas içinde bırakılan kınadan kızın ayağına ve ellerinin içinde iyi çıkması için çokca çalındıktan sonra yatağına  yatırdıktan  son- ra kına edetleri yerine getirilmiş olur. (Bu adetler yerine getirilirken erkekler kendilerine ayrılan odalarda eğlenmektedirler.)

Kız ile ilğili adetler yerine getirilirken damat adayı oğlan seçilen sağdıcı ve arkadaşları ile kendileri arasında köyde hamam olmadığı için banyo yapmak traş olmak gibi adetleri yerine getirmekle ve kendi arkadaşları ile eğlenmekle meşguldür.Sabaha kadar devam eden bu eğlenceden sonra kısa bir uyku uyuyan köylü ve davetliler üçüncü gün düğün evinin önünde toplanmaya başlarlar. Bugün düğünün son ve genellikle haftanın pazar gününe rastlayan günüdür. Öğle vaktine kadar oğlan evinin önünde halaylar çekilip eğlenilir. Öğlen sonu gelin almak için oğlan tarafından gelen davetli ve kendisi-ni oğlan tarafı diye bildiren gurup ile toplu  halde kız  evine doğru  düğün  kayesi  ve bayraktarın öncülüğünde yola  çıkılır. Aynı  zamanda  kız  tarafındanda  kolay  teslim  olup  kızı  vermemek  için  temsisli  savunma hattı oluşturulur ve haneye yaklaşıp içeri girenler için mahkeme kurup, kime ne ceza  verileceğini kararlaştırdıktan sonra gelin almaya gelen seğmene karşı ellerinde sopalar ile karşı çıkarlar. İşte burada Türklerin yüzlerce yıl uygulaya gelen oyunlarından birini ortaya korlar. Buna göre herkesin toplu olarak savaşması yerine kendi aralarından seçtikleri kişileri öne çıkartıp onların yenmesini ve yenilğisini kabul etme erdemliğidir. İşte buradada ellerinde Türk  bayrakları  ile  iki  tarafın bayraktarları öne çıkartılarak karşılıklı olarak sözlü atışmaya başlar. Yıllardır Anadoluda uygulanan adet ve törelerden olan karşılıklı  atışmalarda  derleye bildiğim kadarı ile şöyle sorular sorulur ve buna şu cevaplar alınır. Sorularda müslümanlıkla ve Peygamber ile ilğili bilğilerinin olup olmadığı araştırılıp sorulur .

Bayraktar bayrağını kaldır                                                                     Bayraktar , Bayraktara karşı    
Yönünü kıbleye dönder                                                                          Akıttık  gözümüzden  kan ile  yaşı
Muhammet aşkına bir salâvat gönder                                               Muhammed  Mekke'den  Medine' ye  giderken
Verelim Peygamber’e salâvat.                                                            Kim  idi  Bayraktar  başı  ?
Sellalî sel (ser) bayraga salâvat.                                                        Verelim   Peygambere  selavat  .  Sellali  sel (ser)  bayrağa  selavat
   
Her kim sever Allah’ı                                                                            Sıra  sıra  söğütler
Mahrum kalmaz billâhi                                                                         Birbirini  öğütler 
Bundan gayri bir dahi                                                                            Düğüne  gelen  koç  yiğitler
Verelim Peygamber’e salâvat                                                            Verlim  Peygambere  selavat 
Sellali sel (ser) Bayrağa salâvat                                                        Sellali  sel  (ser)  bayrağa selavat

derler. Sorulan sorular ve verilen cevaplar değerlendirilir. Orada her ne kadar oğlan tarafı doğru cevap verip kız tarafı yenilğiye uğraltılsa- da şaka ile oğlan tarafının suçlu oldugu ilân edilerek gelin almak için gelenler arasında şakadan anlayan ve kızmayan  kişiler  seçildikten sonra cezalandırılmak üzere huzura çıkartılır. Bir araya gelen topluluğun bakışları arasında onları iğde ve karamık  çalısı üzerine oturtup bacadan alınmış kuburu su ile karıştırarak traş ederlerken, bazılarınıda ayalkarından  yukarı  asarak  çeşitli  cezalar  verilir. Başka  çeşit cezalarında verildiği bu iþ biraz işkence gibi görülsede orada bulunan herkesi  gülmekten  kırıp geçirir. Ceza  kesme işinden sonra gelen davetliler buyur edilir. Kız tarafından misafirlere ikramda bulunulurken, gelin çıkartmak içinde hazırlıklar yapılır.

İçeride gelinliği giydirilip ata binmek için hazırlanan gelini çıkartmak için oğlan tarafından seçilen düğün kayesi veya oğlanın babası evden çıkartmak  için  varıp  kapıya dayanır. Fakat orada kapı açma adeti vardır. Kapı açtırmak için bahşiş verilir ve  kapı  açtırılarak  içeri  girilir. Gelin çıkmadan gelinin kardeşi tarafından geline kırmızı kuşak ile kurdele bağlar ve Kardeş yolu adı altında geline para takar. Daha sonra koluna girip iki genç kızın  kolları arasında annesi babası ve aile etrafı ile vedalaştırıldıktan sonra eşiği öpen gelin baba evinden  kız  tarafı- nın göz yaşlarının diğer tarafta gelin almaya gelenlerin zıvğı çalıp alkışları ve sevinçleri arasında gelin için süslenip  hazırlanmış olan  atın etrafını üç defa dolaştırdıktan sonra ata bindirilir.(Fakat son yıllarda at arabasına bindirilmek moda olmuştu. Şimdi  taksisiz  gelin  çıktığı pek görülmemektedir.) Ata  bindirilen gelin cirit  atan ve yarış eden atlılar ve seğmenler tarafından mezarlığa doğru yola çıkar. Mezarlığın etrafında üç defa tur attırılan gelin oğlan düğün kayesinin evinin önüne getirilir.

Gelinin inmek  üzere  geldiğini  duyan  gençler  güveğiyi (damadı) sağdıçının evinden gelin indirmek için getirirler. Damat gelini indirmeden önce yine oğlanın anası veya babası çağrılıp gelinin attan inmediğini söyler. Bu sırada bir tarla veya kıymetli bir şey vaad etmesi ile damat tarafından gelin  attan  indirilip  gelinin  koluna  girerek  düğün  kayesinin  evine  götürür. Fakat  gelini  odaya bıraktıktan sonra arkadaşları damadı sağdıcın evine geri götürür. Bu adet  yerine  getirildikten  sonra güveği  donaltma işlemi vardır. Oğlan evinin yahut köyde geniş bir yerde düğün için gelenler toplanır. Eğer daha  önceden  tertip  edilmiş ise güreş  müsabakası  yapılıp  yenenlere düğün  sahibi  tarafından çeşitli hediyeler verilir. Daha sonra yere serilen hasır veya kilim üzerine bir döşşek ve bir yastık atılarak damat getirilir. Burada davetliler tarafından damada takılar takılır. Bu adet bittikten  sonrada oğan evi herkesi düğün yemeğine davet eder. Düğün yemeğini yiyen düğüncü- ler ile gelinin  bir arada  davul  zurna  eşliğinde  halay çekmesi ile (Bu adete gelin oynatmak denir.) düğün için gelenler dağılıp giderlerken düğün adetide böylece bitmiş olur.

Daha sonraki  adetlerde evine gelin inen düğün kayesi gelinin önüne bir koç veya bir tosun  kattıktan  sonra, ( inanca göre gelinin evinde bolluk  ve  bereket  olur. Malı davarı  çok olur.) gelini  bir  kaç  kadının  eşliğinde  akşam  geç  vakitlerde  oğlanın evine götürür. Haber alan damadın sağdıcıda arkadaşları  ile beraber  oğlanı  gerdaha  girmesi  için   evine  götürür. Gerdaha  giren  damadın  dışarıda  bekleyenlere bekaretin işareti olan çarşafı atmasının ardından oradakiler birkaç el silah sıktıktan  sonra  evlerine  dağılırlar. Böylece bir yuvanın temeli atılmış olur. Düğünden bir gün sonra damadın ailesinden genç kadınlar ve kızlar bir araya gelirler. Orada gelinin cehizi ile beraber getirdiği cehiz sandığı açılır. Getirdiği hediyeler yakınlarına dağıtılır. Bazı köylerde bu adete duvak açma derler. Düğünden bir veya  iki  hafta  sonra- da damat ile gelin, kızın annesinin babasının ve yakın akrabalarının elini öpmeye gider. Bu ziyarette herkes dama dı ve gelini  misafir edip ağıraldıktan sonra, yol adı altında hediye verilir. Kız tarafını ziyarette çeşitli hediyelerle dönen gelin ve damadın gelmesinden bir kaç hafta sonrada , kız tarafı damadın ailesini ziyarete gelir. Böylece gelip gitmeler iki taraflı olarak devam eder.

Düğünlerde  oynanan oyunlar ve çekilen Halaylar :

Anadolunun diğer köylerinde yapılan köy düğünlerine, bizim düğünle rimiz Sivas, Gaziantep, Malatya  yörelerindeki  köylerin  haricindeki diğer yörelerdeki yapılan düğünlere pek benzemez. Düğünlerimizde  çekilen  halay  ve  oynanan  oyunlardanda bu anlaşılır. Çünkü   diğer yörelerin aksine, köyümüzde ve çevre aşiret köylerdeki düğünlerde, devam eden eski Türk gelenekleri esas alınmış olup, hiç bir değişime uğratılmadan muhafaza edilerek günümüze kadar getirilmiştir. Bu  benzerlikler  İslam dinini  kabul  ederken  vazgeçilmez  unsurları  sabit tutan Anadolunun diğer yörelerinde yaşayan Türkmen oymaklarındada görmek mümkündür. Çünkü bu insanlar dini inançların, kültürlerin, geleneklerin ve adetlerinden ayrı şeyler oldugunu bilmektedirler.

O yüzden Türk kültürünü gölğesi altında bırakacak  olan  arap  kültürü  Hegemonyasının  etkisinde  kalmadan  muhafaza  etmişlerdir. Adet töre, gelenek ve kültürünü İslâmi inançlara göre uyarlıyan ve kendilerine göre bir yaşam biçi mi oluşturan diğer çevre  köylerdeki  komşu- larımızın, düğünlerinde oluşturdukları  selamlık, haremlik  gibi  kadın  ve  erkekleri  bir birinden ayırarak ayrı ayrı eğlenmek düşünceleri ve inançlarının aksine, çağdaşlık ve ananemize ters düşen inanç ve düşünceleri bir tarafa atıp kadın, erkek, genç kız, genç oğlan  hepsi  kar- deşce yan yana halay çekip oynarlar. Ölüm  günlerinde  olduğu  gibi  bizde  var  olan  ananelerimiz  gereği, düğünlerimizdede küskünlükler ortadan kalkar. Aynı zamanda düğünler hısım ve akraba oluşturmanın yanı sıra, dostlukların ve sevği tohumlarının atıldığı  günler dir.

Burunören köyü ve çevresi köylerde genellikle güney doğuda davul zurna eşliğinde oynanan oyun havaları çalınıp, oynanır ve halay çekilir. En etki li  olanları  ise  Gaziantep  ve Sivas yöresinin oyunlarıdır. Ortalık oyunlarına gelince Anadolunun bütün yörelerinde çalınıp söylenen, tanınmış  bütün  oyunları  oynarlar. Düğünlerde  oynanan (çekilen)  halayların  başında  ağırlama ilk  sırada  yer  alır. (bir kaç çeşiti vardır). Sekme, hacim (kadınlar oynar) bico, üç ayak, Temirağa, çekirğe, sinsin, Sivas halayı, kaleden kaleye, Gaziantep yolunda isimli halaylar yöreye has, en çok oynanan  halaylardan ;

Kanğallının kayası
Yarim Türkmen mayası
Yarime kurban olsun
Karşı köyün kayesi

gibi dörtlükler ile başlayıp uzayıp giden, kanğallının kayası halayı bunlardan bazılarıdır. Köyde davul ve  zurna  ile  yapılan  düğünlerde çeki- len halaylar, karşılıklı olarak söylenen türküler ile olur (oynanır). Bu halaylarda türkü söylemeye başlayınca davul zurna susar ve türkünün bitmesi ile ara vermeden tekrar devam eder. Bir fasıl geçtikten sonra diğer guruba sıra verip susar. Böylece halaya katılanlar saatlarca halay çekip eğlenir. Zaman zaman 50 - 100 metreyi bulan halay kuyruğundaki insanlara iki kişi tarafından rakı ve meze ikram edilir. İçki ile halayın renği dahada değişir ve belindeki taşıdıkları silahlar ateşlenir. Düelloya dönen silah ve tabanca atışlarında yüzlerce mermi atılır. ( Şimdi düğünlerde silah kullanmak yasaktır.)

<< BAŞA GERİ DÖN >>

<< ANA SAYFAYA DÖNMEK İÇİN  >>