Oğuzların yaşadıkları yerler :
Oğuz Boyların listesi :
Boz-Ulus Türkmenleri :
Yeni - Il Türkmenleri
İçtimai Teşkilatları :
İdare  tarzları  ve Hukuk Nizamları
Göç Nedenleri :
Kayseri'deki Hastaneler 
Fotograflarla Kayseri 
Sarıoğlan' daki  resmi daireler 
UYGARLIKLAR  ŞEHRİ   KAYSERİ' YE  HOŞ  GELDİNİZ ....  !
                        

 

Kayseri  Valisi Nihat  CANPOLAT
Kayseri'nin  Yüzölçümü 16.917  (Kilometre kare (km2) dir)
Nüfüsü 732. 410  (Şehir nüfusu)
Nüfus  dağılımı 56  (kilometre kareye düşen sayı)
Komşuları Nevşehir, Yozgat, Sivas, Kahraman Maraş, Adana, Niğde
Dağları Erciyes, Koç, Ali Dağı, Yılanlı Dağ, Binboğa Dağı
Ovaları Kayseri, Tomarza, Develi

 KAYSERİ  ŞEHRİNİN KISA  TARİHİ

Yüzlerce  yıl  önce Ermeni’ lerin  yoğun  olarak  yaşadığı   yurtları  olan  bugün  kü   Kappadokia  ülkesini  bir Roma  eyaleti   yapan  İmparator  Tiberius  Agustus’un  adından dolayı  şehre Caeserea adını verilir. MS 171 den sonradan buraya  gelen  Araplar  kendi dillerine göre Kayseriya adı verirler. Bu  ad  Osmanlı  Devletinin son  dönemlerine  kadar resmi  yazılarda da  kullanılır. Kayseri  ve bölgesi iç  Anadolu'nun en eski  yerleşim  yerlerinden biridir. Kayseri  şehrin  22 Km  küzey  doğusunda  Karahüyük (Kül-tepe) adı verilen yerde karum  denilen  o  dönemlerde Anadolu" nun  en  meşhur  bir  ticaret  merkezi  haline  getirilip  çevrede  oluşturulan karum yani  ticaret merkezi  sayısı  24 e çıkartılmış. Anadolu  halkının ürettiği malları ve ürünleri alıp kervanlar  ile Mezopotamya’ da , Mezopotamya’ dan   aldıkları  ürünleri  bugün  bizim  tüccar  dediğimiz  tacirler  Anadolu" da ki  tek  merkez  olan  Kayseri’de pazarlayıp satarlarmış.

Kayseri ve çevresinde  yapılan  kazı  ve  araştırmalarda  MÖ. 2500  den  kalma  çivi   yazıl ı belgeler  bulunmuştur. Ayreten  şehir dolaylarında M.Ö 12. ve 19. yy. da  Asurlulardan  sonra  yaşamış  olan  Hitit  eserlerinede  sık sık  rastlanılmaktadır. Daha  sonra  Frig ,  Yunan  ve  Romalı' ların  Kayseri ’ ye  eğemen  oldukları    görülmektedir. Ne   yazık ki  her   defasında  yönetime  talip  olan   yönetim  meraklıları  ve   haraca  bağlayıp   kazanç   sağlamak  isteyen  Krallar,  Sultanlar, Beyler  tarafından  yakılıp,  yıkılmasına  karşın her defasında şehir yeniden imar edilmiş. Kayseri şehrinin yıllar önce ilk defa kurulduğu yer, şimdiki şehrin  iki  km  güney  batısında , Erciyes  Dağına  doğru  yükselen  bir  tepe  üzerindedir. Buraya   ‘‘
Mazaka’’  Mazoca  ve  Eusebia  adları  verilir.  Bunlar- dan  birincisi  söylentilere  ve  gösterilen  delillere  göre  eski  müsevi  tarihlerinde  Nuh  peyganberin  bir  torununa  sonra Ermeni’ lerin eline geçmesi ile kendi hükümdarlarından, birine verilen isimdir. Ayrıca bunun Kappadokia Ermeni´ lerinin atası  Mosoch’un adından  geldiği  kabül  görmektendir. İkinci adı ise ;  ele  geçen  sikkeler  üzerinde  görülen  Ariarather  Eusebes ile ilgilidir. Roma krallığının hakimiyetinden sonra  Mazaka  adı  uzun  süre  tek  veya  Caeserea   Mazaka  şeklinde  kullanılmış. Bir  ara   imparator  Julianus  tarafından  ceza   olsun  diye Caeserea   ünvanı   ile  değiştirilmek  istenmiş. Cografya eserinde  şehrin  tanımını  yapan  Strabon burayı ( Kayseri’nin adını ) yalınız Mazoka olarak yazar.

İmparatorluk  devrinde  şehir  Kappadokiadaki  Ermeni  eyaletinin  merkezidir. Valentiüs   tarafından  bu  eyalet   ikiye  bölündüğü zamanda, Kappadokia ’nın  merkezi olarak  kalmaya devam etmiş. Kızılırmak (Halys)  boylarından, Karadeniz kıyısından  ve Toros  geçitlerinden  gelen   yollar  üzerinde  bir  düğüm  noktası  olan  Kayseri  daha  o  zamanlar  ticaret alanında önem kazanır olmuş. Bu  öneminden  dolayı  Kayseri  yüzyıllar  boyunca  doğudan  gelen  saldırılara  maruz kalmaktanda  kendini  kurtaramamış
. MÖ.77 de Ermeni  Tiğranes II. tarafından yıkılan şehir  MS. 260 yılında İran Sasani Hükümdarı Şahpur’un  saldırısına uğramış ve  o zaman Kayseri’de   ve  çevresinde   yaşamakta   olan  Yahudi’ lerden  sayısı  tam  olarak   bilinmemekle  beraber  bu  saldırılarda  12.000  kadarı  burada  öldürülmüş. Bu saldırı  sırasında  Kayserinin  nüfüsunun 400.000  olduğu söylenir. O yıllarda  hırıstiyanlık  Kayseri  ve  çevresinde  yaygın  durumdadır. Merkezde  ortodoks  Rum’  lar   çoğnlukta  olurken   çevresinde  Hristiyan   ortodoks  Ermeni’ ler  yoğunluktadır fakat  daha  sonraki  yıllarda  gerilemeye   başlamış.  Şehirde  Theodosius  çağından  kalma  eserler  ve  anıtlar büyük  yıkım  görmüş. Ondan sonra gelen Justinianos zamanında  ise  bir  kalkınma  olmuş  ve  Kayseri  şehrinin etrafı bir sur  ile çevrilerek muhafaza edilmiş. Sonra Türk’lerin ve Ermeni’ lerininde Zorzot  adı verdikleri eski Kayseri’ den  bugün hiç  bir  iz  kalmamıştır. Doğu  Roma  çağından  kalma  tapınakların  yerlerini  bile  bulmak  mümkün  değildir. Eski  Kayseri’nin  ne  zaman  bırakıldığı konusunda kesin bir bilğide yoktur.

Bazı  yazarlar şimdiki  kalenin  ve  izleri bulunan surların, sonra yapılan  onarıım  ile Justinianos  çağından  kalma  olduğunu  kabul ederlerken,  bazılarıda  bunların  sonradan yer değiştiren  şehir çevresinde  müslüman Türk  hükümdarları  tarafından  yaptırıldıgını   yazarlar. İslâm  kaynaknakları  Kayseri kalesinin fethinden bahseder. Fakat  bunu  şimdiki  kale  ve  sur  ile  ilğili  olup  olmadığına  dir  bir  açıklama  getirmezler. Kayseri  VII. yüzyılda doğu Anadoludaki bütün şehirler  gibi  arap  ordularının  saldırısına  uğrar.

Rivâyetlere  göre  dördüncü  halife  zamanında  halife   olan  Hz. Ali’ nin  kumanda  ettiği  arap  ordusu  tarafından  Kayseri  Arap'ların eline  geçer. Bir  ordu komutanı olan Hz. Ali burada yenilgiye  uğrayan  Kayseri  Rum  kralının  kızı  ile  evlenir. Bu  vesile  ile  İslâmı  önce  kralın  kızı  sonra  kralın  kendisi, akrabaları  ve  sarayda  yaşayan  yönetimde  etkili  eşrafın  kabu  etmesi  ile  ilk  islâmlaşma  hareketide  başlatılmış  olur. Diğer taraftan tarihciler, seyyahlar ve araştırmacılara göre Konstantine yani  o  tarihlerde  İstanbul  ve  çevresinde  hüküm süren  Bizans’ın (Rum’un) üzerine sefere giden Arap islam orduları Kayseri’den  geçmiş. Daha  sonra  aynı  milletin  orduları  tarfından Arapların hışmına uğrayan  Kayseri   M.S 690 da  Abdulmelik  otuz  altı (36)  yıl  sonra  M.S 726 da  Mesleme, üç yıl sonra  729 da  Said  bin Hişam ve aradan dört yıl geçtikten sonra yine M.S 733 de Süleyman bin Hişam  tarafından  kısa  bir  süre  içinde  olsa  işğâl  edilmiş.

Kayseri’yi  Bizanslardan  Türklerin  ne  zaman  ve  nasıl  aldığı  hakkında her hangi kesin bir bilği  bulunmamaktadır. Sade  bilinen  Malazgirt  savaşından (1071) sonra Türk'lerin  hakimiyeti  altına  girdiğidir. Selçuklu' lar  ve   Danişmend' ilerin  hakimiyetinde  olduğu  söylenir. Bu  söylentiye  göre  Kayseri Tursan Bey  tarafından  alınarak  Melik  Danişmend  Ahmed  Gazi’nin  hükümetine  katılmış. Böylece Tursan Bey Kayseri’nin ilk valisi olurken daha sonra 1094 yılında yerine vali olarak Gümüş Tiğin Gazi geçmiş. Kayse- ri  orta  çağ  tarihinde  en  parlak  dönemlerini  Selçuklular  zamanında  yaşadı. Şehir  değerli anıtlar ile süslenir. XII.  yy  sonlarına  doğru  Kayseri  devletini  on  iki oğluna taksim eden  II.  Kılıç  Arslan’ın  öteki  oğulu  Rükneddin  Süleyman’ın  eline  geçti.  Ölümünden  sonra,  küçük  yaşta  yerine  geçen  oğlu  amcası  Gıyaseddin  Keyhüsrev I. tarafından  tahttan indirildi. 1210 – 1211 yıllarında Gıyaseddin  Keyhüsrev’ in  Bizanslılar  ile  yaptığı  savaşta  ölümü  üzerine, Malatya’da vali olarak  bulunan  oğlu İzaddin  Keykavus çağırılarak tahta çıkartıldı. Fakat Ermeniler ile iş birliği yaparak kardeşi Aladdin Keykubat  Ermeni II. Levon  ile kendisini  Kayseri’ de  kuşattı.  Şehrin  valisi  Celaleddin,  Levon’u değerli hediyeler karşılıgında geri dönderdi. Bunun üzerine yalınız kalan  Keykubad I. kuşatmayı kaldırmak mecburiyetinde kalıp geri çekildi ve . 9 yıl sonra  İzzeddin  Keykavus’ın  ölümü  üzerine  I.  Aladdin  Keykubat  Selçuklu  tahtına  çıktı.

Alaeddin  Mogol  saldırılarına  karşı  tedbir  olarak  bozulan  Kayseri  surlarını  onarttı. Şehirde gerek  Aleaddin  gerekse  Gıyaseddin  Keyhüsrev II.  zamanında  Selçuklunun  siyasi  gücü   azalmaya  başladı. 1243  yılında  Anadoludaki  Mogol akınlarına  karşı  Kösedağ  savaşında   başarısız   kalınmasının  ardından Mogol  orduları  Baycu  Noyan  kumandasında  içanadolunun  içlerine  doğru  yayılmaya  başladı. Emir  Şemsettin’ in  koruduğu   Kayseri  1244 - 1245  yıllarında  Moğollarca   işğal   edilip,   yakılıp  ve  yıkıldı.   Fazla  direnmenin  fayda  sağlamayacağını düşünen Selçuklu hükümdarlığı her yıl haraç ve verği vermeyi  kabul etmesi ile  başka saldırılara  maruz   kalmaktan  geçiçide  olsa  kurtuldu.  Şehir  yavaş  yavaş  kalkınmaya başlarken, daha  sonraki  yıllarda  Moğolların baskısında  bıkan şehir  ve  çevrede  yaşayan eşraf,  Mısır’daki  Memluk  Sultanı  Melüküz- Zahir  baybars’dan  Moğolların  Kayseri’ den  atılması  için  yardım  istediler. Bunun  üzerine  1277 yılında  Moğollara karşı  Elbistan’da  giriştiği  savaşı  kazanarak  Kayseri ’ye  kadar  gelip  kısa bir süre  sonra  geri  döndü.

İlhanlılar döneminde Anadoluya tayin ettikleri  genel valiler XIII. yy  sonlarına  doğru  Kayseri’de sikkeler bastırdılar. Fakat bir süre sonra hakimiyet ve yönetim 1335 yılında Emir Eratna’nın  eline  geçti.  Eratna  önce Sivas’ı  arkasından  Kayseri’yi  ikinci  başkent  yaptı. Yeni  kurulan  bu Eratna devletine ancak 1381 yılına  kadar  devlet  merkezi  olarak  kaldı.  Eratna’nın   torunu   olan  Ali  Bey,  zamanında  Karamanlılar  Kayseri’ ye  saldırınca  dayanmaya  aklı  kesmeyen  Ali Bey   Sivas’a   çekilip  Kayseri’ nin savunmasını  Kadı Burhanetti’ne  bıraktı  fakat   Kadı   Burhanettin’de  kendini   hükümdar  ilân  ederek   Sivas’a  döndü  ve  Sivas’ta  yaşamakta olan kız kardeşinin oğlu olan (Yeğeni) Şeyh Müeyyedi-i vali olarak Kayseri’ye gönderdi. Etkin ve güçlü konuma  gelen  Kayseri’nin  yeni  valisi  Şeyh  Müeyyed  dayısına karşı  isyan etti. Bunun  üzerine  kızarak  Kayseri  üzerine yürüyen Kadı Burhanettin isyanı bastırıp  isyan  eden  yeğeni  Şeyh  Müeyyedi   idam  ettirdi. Kadı  Burhanetti’in  ölümünden sonra şehir 1398 yılında Osmanlı  Hükümdarlarından II. Beyazıt’ın  eline  geçti   fakat  yine doğudan  gelen  Timur  saldırıları  sırasında  bölgeye  Karamanlılar  sahip  oldular. Daha sonra  Dulkadırlı  Nasırüddin   Muhammed   Karamanlılar  ile  savaştı.  Sonra  şehir  Memluklu   Sultanşnşn   buyruğu  altşna girdi. Kayseri’yi  eline  geçiren Memluklu  sultanş  El- Melikül  Müeyyed  burasşnş  1419  yılında  Nasırüddin’e  zeamend  olarak   verdi.  İşte  bundan sonra  Kayseri  iki  Türkmen beyliği  olan Karamanlılar  ve  Dulkadırlı’lar  arasında  sık sık el  değiştirmeye  başladı. Dulkadırlı’lar Karamanlı’ lara  karşı  Osmanlı  devletinden yardım istedi. Bunun  üzerine Osmanlı  devleti  1430  yılında  kaleyi   kuşatıp  Dulkadırlı' lara  destek  verdi.

Karaman  oğlu  İbrahin Bey  önce  kendilerinin  olup  fakat ;  babası  Mehmet Beyin  Memluk  Sultanına  karşı  gelmesi  ile  Kayseri’ yi  ellerinden alıp Dulkadırlılara verilmesinden dolayı İbrahim Bey Kayseri’yi geri vermesi için Memluklu  Sultanından ricada  bulun du. Önce iyimser bakmasına  karşın Memluklular sonradan vermekten vaz geçti. Olumlu  bir  cevap  alamıyacagını  bilen  İbrahim Bey, red cevabını alır almaz Kayseri üzerine yürüyüp 1434 yılında şehiri zaptetti fakat bu durum  zaten iyi olmayan Osmanlı’lar ile Memlukluların  arasının açılmasına neden oldu. Dulkadıroğlu Nasıruddin Bey Memluk Sultanına itaatlı iken Kayseri  kendi idare ve yönetimlerinde kaldı. Fakat Memluk Sultanı Melik Eşref ‘e karşı olup aleyhinde faaliyet  gösteren Can Bey Sofu  sıkışarak   Anado- lu' ya  kaçtı.  Nasırüddin  bey  Can  Beyi  yakalatıp  hizmet  karşılığı olarak Memluk Sultan’ından para istedi. Memluk Sultan’ının ret etmesi üzerine Can  Beyi serbest bıraktı. Bu  aradadaki kızışmayı fırsat bilen Karaman oğulları para karşılığı Kayseri’yi Memluklu Sultanı’ndan satın almak istedi. İki düşman  arasında sıkışıp
kalan Dulkadır’lılar Osmanlı  devletinden yardım talebinde  bulundu. Bunun  üzerine II. Murat (H: 840) Cemalziyelevvel (Aralık) 1434 yılında Osmanlı devleti, Osmanlı  arazisine  tecavüz  ettikleri gerek-  cesi  il e Karamanoğullarına  karşı Dulkadıroğullarına askeri yardımda bulundu. Burada şunu  iyi  bilmek  lazım. Gerek  Dulkadır’lı- lar  gerekse  Karamanoğulları  Oğuz  Türk’lerinin Avşar  olan  Türkmen  boylarındandır. ( İleride bu  konulara sırası  geldikce deği- nilecektir.) Bu  iki  askeri  güç  Kayseri’yi  Karamanoğulları’ndan  kurtarıp  tekrar ( H: 840) 1436 yılında Dulkadır’lılara verildi. Fakat kale üzerinde ve bazı yerlerindeki kitabelerde aynı tarihlerde ve yakın  tarihlerde  gerek  Karamanlı’lar, gerekse  Dulkadırlılar hakkında yazılmış kitabelere rastlanmaktadır. Burada Osmanlı’ların esnek davranıp iki taraflı oyna dıkları anlaşılmaktadır.

Fatih  Sultan Mehmet 1465 yılında Konya’yı alıp Karaman oğulları beyliğinin yönetimine son verince Kayseri’nin Dulkadırlılara geç- tiği  görülmektedir. Daha  sonra II. Beyazıt  devrinde Osmanlı - Memluk rekabeti  sırasında  Mısır ordusu bir ara Kayseri’yi kuşattı. Daha sonraki  yıllarda İran’da  kurulan Sefafi  Türk  devleti  ( Şah İsmail’in  Türkmen’ lerden oluşturduğu ordusu )  kuvetleri  1508  yılında Kayseri’ ye  bir  akın  yaptılarsada  kendileri  gibi Türkmen olan Dulkadırlı’ların  buradaki  varlığına  son  veremediler. Olaylar ve gelişmeler bu beyliğin  hüküm  sürdüğü  topraklar  üzerinde  bitip  tükenmek  bilmedi. Kardeşi  Şah  Budak’ ı  öldürüp yerine geçen Bozkurt isimli  Alauddevle Dulkadırlıların  beyliğini  elde ettikten  sonra  Memluklulardan  arka alıp kışkırtmalar ile  yardımlarını  gördüğü  kızı  Ayşe  Hatunu Osmanlı Sultanı II. Bayezit ile evlendirip Rabıtasını kuvetlendirmiş olsada (Yavuz Sultan’ın annesi ) Osmanlı devletine karşı  cephe  aldı. Turnadağ  muharebesinde  Osmanlı  birlikleri   karşısında   büyük  bir  yenilğiye  uğrayan  Alauddevme  yakalanıp  dört  oğlu  ile  birlikte  başları  kesilerek  kendilerine  arka  veren  Memluk  Sultanına  gönderildi . Böylece (H:921)  1515 yılın da Kayseride  hüküm süren Dulkadıroğullarının beyliği Osmanlıların eline geçti.

“(Yavuz  Sultan  Selim' in  seferden  dönüşünde  Alauddevle  Beyi  idâm  edilmesi  ile  annesininde  mensup  olduğu  Dulkadır oğullarının bu  bölgedeki  varlıkları  ve  faaliyetleri  sona   ermiş  oldu. ( Bazı tarihci  ve   araştırmacılar  Yavuz Sultan  Selim’in  annesinin  Trabzon  Rum Pontus  kralının  kızı oldugu ve saraydaki takma adı ile Ayşe’nin II. Bayazıt ile evliliğinden doğdugunu  yazmaktadır. ) Kırşehir’in  Hacıbektaş  ilçesindeki  Balım  Sultan  ile  Kayseri -  Sivas  arasındaki  bir  çok  köprü  Dulkadırlı' ların  eserleri  arasındadır. (Bunlardan  Karaözü’deki   Kızılırmak  üzerine  yapılmış  olan  Şahruk  köprüsüde  Alaüddevle Beyin oğlu kör Şahruh tarafından  yaptırılmıştır.)) „  Daha   sonra 1600 da  Celâlî   Karayazır  Halim Şah,  hükümet  kuvetlerini   Kayseri  ovasında  girdiği savaşta bozguna uğratıp Hacı İbrahim Paşayı kaleye kapanmak zorunda bıraktı. 1624  yılında  asi  Abaza  Hasan  kuvetleri  sadrıazam Çerkez Mehmet Paşa tarafından , bu yöredeki  Karasu denilen  yerde dağıtıldı.

1649 da Kayseri’yi  ziyaret eden meşhur Türk  seyyahlarından  Evliya Çelebi  eski  Kayseri’nin  dağ  eteginde yüksek  bir tepe  üzerinde bulunduğunu, yeni Kayseri’ nin buradan 8.000 adım kadar uzak bir yerde ve ovada kurulduğunu kale içinde zahire  anbarları  ve  600  hane oldugunu yazmaktadır.  Evliya  Çelebi' nin gelişmiş bir şehir dediği Kayseri’de deri sanayi ileri durumdadır. Pastırma daha o  yıllarda  yapılıyordu. XIX yy. da  Kayseri’ yi  ziyaret  eden  Moltke  ve  Neumann  gibi  Alman  gezginler,  Kayseri’ yi  Anadolunun  en  güzel  şehirleri  arasında  sayarlar.  XIX   yy.  başlarında  (1813)  Kinneir  Kayseri  nüfüsunun  25. 000 kadar olduğunu yazarlar. Bunun;
 

 
Ermenilerı 15.000
Rumlar 300
Yahudi' ler  150

 sayısını geçmemektedir. Başka  bir  gezgin  ve  tarihci  olan  Texier 1834  yılında  yapılan  bir  sayıma dayanarak   

Müslüman Türk sayısı  10.000
Ermeni  sayısı 1.500
Rumların  sayısı    400

 

olmak üzere  toplam  nüfüsunun 11.900 kadar oldugunu  yazmaktadır. Buna göre nüfüsun 60.000 kadar olduğu sanılmaktadır. Buna karşılık bir kaç yıl sonra Kayseri’den geçen, Ainsworth şehrin nüfüsünu  Texier’inkine göre ancak üçte bir olarak geçer. Barth’ın 1858 de ev sayısı Texier’inkinden az  farklı  olduğu göze çarpar. (10.000) XIX yy.ın sonunda Cuınet şehrin nüfusunun 72.000 oldugunu  bildirir. Bunun ;

Müslüman  45. 300
Ortodoks 14. 400
Gregoryen   9. 000
Protestan   1 .200
Katolik       400

Nüfusa  saiptiler. XIX  yy.  ikinci  yarısında  Kayseri’ de  bazı  yabancı  dini  kurumlar  merkezi  oldu. Talas’  ta Amerikan  ve  Cizvit kolejleri  ile  Zincidere’ de Rum  öğretim  kurumları vardır. Bu kurumlar birinci  dünya savaşına  kadar  varlıklarını sürdürdüler. Daha  sonra  göç  ve  diğer  nedenlerden  dolayı şehirdeki  hiristiyan  nüfüs  sayısı  azalmıştır.

Savaştan önce Kayseri’de  şehrin  ticari  faaliyeti  gelişmiş durumda idi. Kayseri’de halıcılık dokumacılık, dericilik, ve bakırcılık ile uğraşılır. Kayseri bütün Anadolu  şehirleri gibi  bakımsız  kaldı. Kurtuluş savaşı ve takip eden  yıllarda şehir  yarı  yıkık  şekilde idi.  Cumhuriyetten  sonra  Atatürk’  ün   yatırımları Doğu  ve  içanadoluda  başlatması  ile  yapımına  başlanan  demir  yolu  Kayseri’ nin kalkınmasında  etkili oldu. Demiryolu  1927  yılında  Ankara’dan  Kayseriye ulaştı. Daha  sonraki  yıllarda  Kayseri - Sivas - Samsun  hattı (1930)  ile  Kayseri  Karadeniz,  Kayseri  (Boğazköprüsü) - Ulukışla hattı 1933 ile Akdeniz  kıyısına  bağlandı. Sonra  her  türlü  motorlu ulaşım araçlarının geçmesine elverişli şoseler yapıldı. Büyük sanayi gelişti. 1935 te Kayseri’de büyük bir  pamuklu  dokuma fabrikası kuruldu. Sonra buna diğerleri  eklendi. Buna  parelel  olarak, şehir  nüfüsuda  her geçen gün  artmaya  başladı. Buna göre:

Sayımın yapıldığı  Yıl :   Nüfusu : 
1935  46. 000 
1950  65. 000 
1960  1000. 000 - 102. 596  
1965  126. 653 
1990  425. 000 
2000 1. 060. 694  ( Toplam nüfusu)

sayısına  kadar  çıkmıştır.  Kayseri  geçmiş devirlerde devlet  ve  genel valilik merkezleri rolünü Sivas ile paylaştıktan sonra Osmanlı hakimiyetinde Karaman eyaletinde bir sancak (Liva) merkezi oldu. 1864 de Ankara  vilayetine  bağlandı. İkinci  meşrutiyetten  sonra  bağımsız  sancak  halini  aldı. Cumhuriyet devrinde ise vilâyet haline getirilmesi ile Develi , İncesu gibi iki kazası (İlçesi)  bulunan  Kayseri’ye  9  ilçe  daha eklendi. Bugün  ile  bağlı ilçe sayısı 15 dir.  

Kayseri  iline  bağlı İlçeler ile  ilğili  kısa  bilğiler. 

İlçenin      Adı :   Kuruluş     Yılı Toplam   Nüfusu İlçe Nüfusu Yüzölçümü Belediye    Sayısı  : Köy       Sayısı  : İlçe      Kaymakamı Belediye  Başkanı :
Akkışla   1987 9. 864 3. 265 546 3 6 Zeyit  Şener Ahmet  Tunel
Bünyan  1894 39. 542 12. 510 1. 358 26 Ertuğrul  Kılıç Ahmet  Yaşar Toktaş
Develi  1870 70. 893 35. 084 1. 887 5 45 Aydın  Akkor Recep  Özkan
Felahiye  1957 16. 650 6. 105 412 3 9 Mehmet  Boztepe Gürsel  Kısır
Hacılar   1990 20. 896 19. 655 194 1 3 Zeki  Arslan Ahmet  Herdem
İncesu   1901 22. 616 8. 511 872 3 13 İlhan  Turgut Zekeriya Karayol
Kocasinan   1989 321. 032 272. 939 1. 452 9 41 Nadir  Kılıçarslan Bekir  Yıldız
Melikgazi  1989 311. 322 263. 453 454 8 9 Mesut  Demirkol Menduh  Büyükkılıç
Özvatan  1990 10. 482 7. 105 320 2 4 Mehmet  Boztepe Nurettin  Almak
Pınarbaşı   1861 35. 388 12. 075 3. 383 3 115 İbrahim  Özefe Servet  Mucuk 
Sarıoğlan 1960 27. 801 5. 242 599 6 19 Erdinç  Yılmaz İsmail  Çelebi
Sarız 1946 14. 596 4. 404 1. 220 2 36 Şükrü  Özcan Hasan  Aktürk
Talas  1987 55. 509 34. 879 329 4 18 Ekrem  Çalık Rifat  Yıldırım
Tomarza 1953 35. 808 10. 963 1. 485 3 46 Selçuk  Aslan Yusuf  Teke
Yahyalı 1954 43. 203 22. 665 1. 546 2 28 Ethem  Acar Yakup  Tezcan
 Yeşilhisar  1947 24. 830  13. 586 986 1 21 Süleyman  Tapsız Abdul  Kadir Akdeniz
Site içerisindekiler ;izinsiz olarak kısmende olsa kopyalanması ve yaımlanması yasaktır.               Haydar Erdoğan  - Burunviran köyü tanıtım sitesi webmasteri