Oğuzların yaşadıkları yerler :
Oğuz Boyların Listesi :
Boz  - Ulus Türkmenleri :
Yeni - Il Türkmenleri
Içtimai Teşkilatları :
İdare tarzları ve Hukuk Nizamları
Göç Nedenleri :
Kayseri'deki Hastaneler :
Fotograflarla Kayseri :
Sarıoğlan'daki resmi daireler :
ANADOLU' DAKİ  TÜRK  BOYLARI  -  OĞUZ' LAR  yani   TÜRKMEN' LER

OĞUZLAR - ( TÜRKMENLER ):

Oğuz Türk mitolojisinde bütün tanrıların ceddi ve bütün  varlıkların  yaratıcısı Kayra Han’ın << Kara Han’ın >>' oğludur.  Oğuz doğdugu zaman yüzü mavi, ağzı ateş gibi kırmızı, gözleri, sacı ve kaşları simsiyahtır. İlk doğdugunda annesinin memesinden bir defa emer ve bir daha asla emmez. Dillenerek yiyecek başka şey ister ve büyükler ile laf etmeye konuşmaya başlayıp kırk günde büyür ve gezip oynamaya başlar. Doğdugunda  ayakları  öküze,  vücudu  kurda  ve  gögüs kısmı ayıya benzeyen, böğürleri kıllı olan Oğuz henüz küçük yaştayken  at  sürüsü güder ve at  ile avlanmaya  çıkar. Genç delikanlıyken  yörede  bulunan  ormanda  etrafa  dehşet   saçan     « Kıyant » adında bir kurt vardır. O yörede herkes ondan korkar. Oğuz atına atlayarak gidip o kurdu öldürür. Namı ve şanı  büyür.

Oğuz birgün tanrısına ibadet ederken gök birden kararır ve gökten mavi bir ışık düşer. Bu  ışık güneşten  ve  aydan  parlaktır. Bu  ışığın içinden güzel bir kız çıkar. Oğuz  bu  kızı  görünce aklı  başından  gider ona  aşık  olur  ve  onunla  evlenir. Bu evliliğinden Gün , Ay ,Yıldız adlarında üç çocuğu olur. Oğuz yine bir gün avlanmaya çıkar. Bir gölün kenarına varır. Gölün ortasındaki  ağacın altında  oturan  bir  kız görür ve onada aşık olur. Onunlada evlenir. Bu evliliğindende Gök , Dağ, Deniz adını verdikleri üç oğlu  olur. Günleri  avlanmakla  geçen  Oğuz’u  çekemeyen düşmanları, babası  Kara Han’a oğlun Oğuz başka bir dine  geçti  diye  şikayet  ederler. Bunun  üzerine  baba  oğul arasında savaş çıkar. Bu savaşta babası  Kara Han „ aldığı bir ok yarası ile ölür.

Bu  üstünlüklerden  sonra  korkan  Oğuz bütün Tekin’leri Türk boylarının  büyüklerini  kendisine bağlar. Fakat  bir  kısmı Oğuz’un  dinini kabul etmeyerek Tatar’lar ülkesine ( Mogolistan’a ) gider  oraya  sığınırlar. Bunun  üzerine Tatar’ların üzerine  yürüyüp  onları  yener ve mallarını alır, yönetimlerinide kendine bağlar. O bölğede hüküm süren Altın  Kaan  hediyeler  göndererek  Oğuz’a  bağlılığını  bildirirken, Sol tarafta  hüküm süren Urum Han  çok  sayıdaki ordusuna ve  şehirlerinde  yaşayan  insanlara  güvenerek  karşı  gelir. Bunu  üzerine sancağını çeken Oğuz askeriyle hareker eder ve kırkgün sonra Buz Dağı eteklerine varıp dayanır.

Birgün dinlenmekteyken ; gün ışıgına benzer bir ışık içerisinden; boz  tüylü, boz  yeleli  erkek  bir  kurt çıkar  ve  Oğuz’a  yol  göstermek istediğini söyler. Oğuz kurdu takip ederek İdil Moran kenarında durur. Kendisine meydan okuyan Urum Han’a  bağlı askerler  ile  orada kıyasıya bir savaşa girer. Akan nehrin suyu kan damarı gibi kıpkırmızı olur. Büyük bir yenilği alan Urum Kaan kaçıp  kurtulurken;  memleketi ve hazinesi Oğuz’a kalır. Fakat o yörede Urum Kaan’ın kardeşi Uruz Beyi’in oğlu Tarang Moran arasında büyük bir dağın arasında şehir kurmuş  yaşamaktadır. Oğuz’ un  oraya  yönelmesi  üzerine  haber  gönderir  ve  bağlılığını  kabul  etmesi  üzerine  Oğuz  ona << Saklap >> adını verip geri  döner. Oğuz  ordusu  ile  İdil’e  geçer. Orada  büyük  bir  Hakan  yaşamaktadır. Onun  peşine  düşer. Uzun yollar, sık ormanlar arasından  geçtikten sonra ağaçlardan sal  yaparak  önüne gelen  nehirden geçer. O anda bozkurt yine gözükür ve yol gösterir. Uzun bir zaman yürüdükten sonra İt Barak’ın ordusu  ile karşılaşırlar. Ordusu  bozulan  İt Barak savaşta  öldürülür. Oraları eline geçiren Oğuz bol ganimetlerle dönerken bir çöle rasladılar. Çölde altındaki bidiği atı çölde birden gözden kayıp olur. Çölden sonra gelecekleri  Buz  dağını geçecek olan Oğuz atının kaçmasına çok  üzülür. Bunun  üzerine  ordusunda  asker  olan  bir Tekin  kendi  atını Oğuz’a verir. Her tarafı bembeyaz karlar olduğundan Oğuz ona « Karluk » adını verir. ( Bu boy Oğuz’ların Karluk boylarıdır. )

Dağdan sonra tekrar yola koyulurlar. Yoldan geçerken  damı altından, pencereleri  halis gümüş  ve   demir olan  bir  ev  görür. Anahtarı olmayan bu eve giremeyen Oğuz ordusunda bulunan Tumur Dokagal  adında  akıllı  bir  adam  vardır. Ona : burada  kal, bu kapıyı  aç  ve sonra gel orduya katıl der ve bu anlamda ona da « Kalaç » adını verir.

Yoluna devam eden Oğuz ve ordusunun önünde yine onlara yol gösteren bozkurt belirdi. Onları alıp; Çurçit denilen çok  insan  yaşayan ekili bir alana götürür. Bunların çokca altınları gümüşleri, elmasları ve hayvanları vardı. Oğuz oraya girmesine karşı  çıkarlar ve  savaş başlar. Oklu ve kılıçlı şiddetli bir cenk olur. Sonunda yine Oğuz  üstün gelir “Çurçit Han’ın „ başı kesilir. Bu  savaştada o kadar bol  miktarda ganimet elde edildiki oğuz’un ordusunun taşıyamıyacağı  kadar. Bunu  üzerine ordusunda  Parmaksız  Çözüm Bilik adındaki zeki bir adam hemen orada bir kağnı yapar ve bütün  eşyaları üzerine koyup  hayvanlar  ile taşımaya  başlarlar. Oğuz Han  bunu  görüp  ona « Kanklı » adını verir. Oğuz ve ordusu yine bozkurtun önderliğinde oradan hareket edip  Tangut  ve  Şakım  memleketine gider. Cenk  yaparak o topraklarıda toprağına katıp kıymetli mallarına el kor fakat: o bölgelerde çok gizli bir yerde olan çok sıcak ve zengin “ Baçak „ adında bir memleket  vardır. Bu  yörede  çokca  kuşlar  ve  vahşi  hayvanlar vardır. Siyah derili  İnsanların Hakan’ı  “Mazar„ ile yapılan cenkte  Oğuz  onuda  yenip her zaman oldugu gibi topraklarına ve mallarına el koyar.

Oğuz Han ordusunda her gittiği yere götürdüğü ihtiyar bir adam vardır. Bu adamın  adı Irkıl  Ata’dır. Buna Uluğ  Türk’de  derler.  Irkıl  Ata birgün rüyasında altın bir yay ve gümüş üç ok görür. Bu altın yay doğudan batıya uzanıyor ve bu gümüş üç  oklarda  gece  tarafına  uçuyor. Irkıl Ata uyanınca gördüğü bu rüyasını  Oğuz’a  anlatıp bazı   nasihatlarda  bulunur. Ertesi  gün  Oğuz Han  oğullarını  yanına  çağırır. Derki; oğullarım ben  artık  ihtiyarladım. Hakanlık  benim  için değildir. Gün, Ay , Yıldız siz güneşin doğdugu tarafa. Gök, Dağ, Deniz sizde gece tarafına gidiniz der. Oğulları bu sözlerini yerine getirirler.

Oğullarından Gün,  Ay  ve  Yıldız  bir çok  kuşlar  ve  hayvanlar  vurduktan sonra  bir altın  yay bulup babasına getirirler. Oğuz bu oku üçe bölerek oğullarına geri verir ve yay sizin olsun oklarınızı yay gibi göğe fırlatın adınız «Bozok» olsun der. Oğuz’un diğer küçük oğullarıda çölde hayvan avlayıp kuş vurduktan sonra ortada bir gümüş ok bulur va babasına götürürler. Oğuz bu oku üçe bölerek yine onlara verir ve sizinde adınız “Üçok „ olsun der. Bunun  üzerine  büyük  kurultay  toplanır. Herkesin  çağrıldığı  bu  kurultayda  900  at,  9000 koyun kestirip 90 havuz dolusu kısrak sütünden  yapılmış kımız  içkisi  hazırlatırken kendisi için direkleri altınkaplı, üzeri zümrüt, yakut, firuze ve inci ile işlemeli otağını kurdurur.

Otağın sağına  kırk  kulaç  uzunluğunda  bir sırık  diktirir. Sırığın tepesine  bir  altın  tavuk, tavugun  ayağına  ise  bir  koyun  bağlatır. Sol tarafına yine kırk kulaç uzunluğunda bir sırık diktirir. Sırığın üzerine bir gümüş tavuk, tavugun  ayagına  bir siyah koyun  bağlattırır. Sağ tarafında Bozok’lar, sol tarafında Üçok’ları oturtur. Halk kırkgün, kırk gece  yiyip  içerek  eğlenir. Bu  kurultaydan  sonra  Oğuz  yurdunu evlatlarına verirken; Onlara; Evlatlarım ! çok yaşadım, çok cenk ettim, çok  ok  attım, çok  aygırlara  (Ata) bindim. Düşmanları  ağlattım, dostları güldürdüm. Bunun için tanrıya her şeyimi feda ettim, sizlerede yurdumu veriyorum der.

Oğuz’lar diğer Türk kavimlerinin aksine, yüz bakımından Moğollımsı Türklere hiç benzememektedir. En eski kayıt olan Câmiü’ttevârih’- teki  ifadelere  göre; diğer Türklere  benzeyen  Oğuzlar  Mâveruü’nnehre geldikten  sonra, oranın  havası  ve  suyunun  etkisiyle  fiziken değişime uğradılar. Bu değişimden sonra yüzleri tedricen Tâcikler’inkine ve  İranlı’larınkine  benzemiş. Bu  neden le  bugün Anadolu’da yaşayan  Oğuz  Türkleri  Moğolluk  vasıflarını  taşımamaktadır. Fizyonomist  Lavrater  Türk’lerin  tanımını  yaparken, Türk  milleti  soylu  Küçük  Asya  (Turan) kanı   ile   Tatar  (Moğol / sarı )  ırkın   maddi  özelliklerinin  melezi idi  ( Lavrater 1854 : 164 )  derken ; Amerika’ lı  tarihci   yazar  Morton’a  (1839)  göre  ise,  soyca  Moğol  ırkından  gelen  Türk’ ler, Çerkes,  Gürcü,  Rum  ve  Araplar la  karışarak fiziki  özelliklerini yitirmiş; güzel  bir  ırk  oluşturmuşlardı.

Bu  konu  ile  yakından  ilğilenen Fatih Sultan  Mehmet  Kritovulos’ un  ünlü  tarihcisi  Herodot’un  yapıt  ve  eserlerine  bakarak  Osmanoğullarının yani  Anadolu Türklerinin  Pers ve Ehemeniler’den geldiğini  araştırıp bir kitap  yazan kişiyide ödüllendirip  İmparatorluğa ait  olan  Eğe  Denizindeki bir adaya kral bile yapmış. Oğuzlar, diğer milletler tarafından uzun saç ve  bıyıkları  ile  traş  edilmiş  (Yülenmiş) sakalları  ile  tanınır. Oğuz’lar savaşcı  olmalarının yanında, gezğinlerin, tarihcilerin ve araştırmacıların  yapıt  ve  eserlerinde  onlardan namuslu, doğru ve konuksever insanlar  olarak  övğü  ile söz  edilir
.

Oğuzların  yaşadıkları  yerler :